Milli refah devletinin inşasında ekonominin rolü
Yetersiz sermaye birikimine ve devralınan kötü ekonomik enkaza rağmen, Atatürk tarafından kararlılıkla izlenen, bir devrim niteliğindeki ekonomik politikalar; liberalizmin tekdüze ve standart önerilerinin çok ötesinde, çığır açan politikalar olmuştur. Açıkça görülmektedir ki Atatürk tarafından Türkiye’de, bütün az gelişmiş ülkelere örnek teşkil edecek özgün ve öncü bir ekonomi politikası izlenmiştir.
Devrimci bir tavırla uygulanan Kemalist Ekonomi Modeli ile kalkınma sürecinde benimsenen ilkeler şu şekilde sıralanabilir:
* Ülkenin kalkınma sürecinde devlet müdahalesi bir tercih değil, zorunluluk olarak görülmüştür.
* Devlet müdahalesi planlı bir biçimde yapılmış, izlenen bütün politikalar etkin biçimde koordine edilmiş; kıt kaynaklar en iyi biçimde değerlendirilmiştir.
* İçinde bulunulan ekonomik gerçekliğin farkında olunmuş, hayaller peşinde koşulmamış, enflasyonun kişiyi ve toplumu yanıltan, aldatan ikliminden uzak durulmuştur.
* Kamu kesimi ve özel kesim ekonomik kalkınma hareketinde birlikte yer almış; herhangi birisi ekonominin tümüne egemen olmamıştır.
* Bireysel çıkarların da aynı derecede ve eşitlik duygusu ile oluşturulmasına çalışılmış; ulusal servetin dağılımında mükemmeliyetçi bir adalet anlayışı ile, emek harcayanların daha yüksek refahı ulusal birliğin korunmasında şart görülmüştür.
* Ulusal bağımsızlığın sağlanması hem temel amaç olarak görülmüş hem de bağımsızlığın korunması için ulusal bilinç duyarlı ve uyanık tutulmuştur.
* Özgürlükçü ve demokratik ilkelerin yer aldığı siyasal içerik, açık rejimin en önemli unsuru olarak görülmüştür.
* Bütün bu ekonomik kalkınma sürecinde insan sevgisi temel alınmış; hümanist ve barışçıl davranılmıştır.
* Net bir biçimde gerek sınıf sömürüsüne gerek devlet........
