İhanet ve çürüme |
Türk toplumunun en önemli erdemi; yaşamının her alanında onurlu, haysiyetli ve başı dik yaşaması, karakteristik özelliğidir.
Bir can katledilse, bir yürek burkulsa, bir yurttaşımıza haksızlık yapılsa her şeyini ortaya koyar; yapılan her haksızlığı ve zulmü kendine yapılmış kabul eder, hesabını sorardı. Övünmek, çalışmak, mazlumun yanında olmak, yapılan her haksızlığa baş kaldırmak bizi biz yapan değerlerdi.
Birisi hırsızlık yapsa, yolsuzluğa başvursa evladı dahi olsa “katli vacip” derdi. Hele devletin bir kuruşuna tenezzül etse evlatlıktan reddederdi ve toplumda dışlanırdı. Ya şimdi?
Ne oldu bize? Bir yandan toplumsal çürüme, diğer yandan siyasi çürüme… Sonuçta ahlaki çürüme!
Bu toplum hiçbir dönem yolsuzluğa ve yapılan hırsızlığa bu kadar sessiz kalmadı, arkasında böyle durmadı; durmadığı gibi kanıksamadı. Daha ilerisi, yolsuzluk ve hırsızlıkla mücadele eden insanları “ihanetle” suçlar hale geldi.
Toplumda nereye el atsak lime lime dökülüyor. Bu kadar çürümeyi neden fark etmedik ya da neden tepki koymadık? Her şeyin para olduğu bir toplumda çürüme ve çöküş kaçınılmaz olur; yerini........