menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Jön Türk Devrimi, Türk Dünyası ve Türk Yurdu Dergisi

7 1
latest

Osmanlı Devleti’nin son döneminde, 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet’in, diğer adıyla Jön Türk Devrimi’nin, Türk tarihinde özel, özgün, önemli bir yeri vardır. Bir yönüyle Devlet-i Aliyye’nin yaşatılması için yapılan son hamle bir yönüyle de Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya’nın tanımıyla, Cumhuriyet öncesi bir siyaset laboratuvarıdır.

1908 Jön Türk Devrimi, basın tarihimiz açısından da önemlidir. Çünkü basında sansür kaldırılmıştır. Basında, nicelik ve nitelik açısından büyük gelişmeler yaşanmıştır. Düşünsel zenginlik ve çeşitlilik artmıştır. Dış gelişmelerin, iç siyasette artan ağırlığına koşut olarak, dış politikanın basının gündemindeki yeri daha da önem kazanmıştır. Osmanlı Devleti’nin yaşadığı bunalıma çare arayan kadroların tercihlerinin de etkisiyle, dış dünyaya ilişkin haber ve yorumlar çoğalmıştır.

O dönemde, 1911’de, büyük bölümü İttihat ve Terakki yanlısı, Türkçü, milliyetçi kadrolar öncülüğünde yayına başlayan Türk Yurdu, önemli bir dergidir. Derginin genelde dış politikaya, özelde Osmanlı Devleti dışında yaşayan Türklere, Orta Asya’daki, Kafkasya’daki Türklere, diğer bir ifadeyle dış Türklere ilişkin yayınları yakından izlenmiştir. Kurucuları; Mehmet Emin, Müftüoğlu Ahmet Hikmet, Ağaoğlu Ahmet, Hüseyinzade Ali, Dr. Akil Muhtar ve Akçuraoğlu Yusuf olan dergide, dış Türkler önemli bir yer tutmuştur.

JÖN TÜRK DEVRİMİ’NİN ANLAMI

Jön Türk Devrimi; Cumhuriyet’e gerek kurucu kadro gerek kuruluş felsefesi açısından zemin hazırlamıştır. Cumhuriyet’i etkileyip, şekillendiren temel eylem ve süreçleri etkilemiştir. Bu anlamda, Türk Devrim Modelini kurmuş, Kemalist Devrim’in, Cumhuriyet’in önsözü olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nı yapan, Cumhuriyet’i kuran, devrimleri hayata geçiren birikim, deneyim ve kadrolar, Jön Türk Devrimi’yle ortaya çıkmış, o süreçte yetişmiştir.

Jön Türk Devrimi; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını koyduğu “mazlum milletler” devrimlerinin önemli bir parçasıdır. Mutlakıyetçi, otoriter, müstebit iktidara karşı, anayasal, hukuki bir rejim amaçlayan, toplumsal tabanı da olan Jön Türk Devrimi; Avrupa’da da yankı uyandırmış, yakından takip edilmiştir. Avrupa’nın büyük güçleri; Osmanlı Devleti’ni derleyip toparlayacağı ve Avrupalı büyük güçlerin sömürgelerine örnek olacağı endişesiyle, kısa süre sonra Jön Türk Devrimi’ne karşı tavır almışlardır. Jön Türkler aleyhine propagandaya başlamışlardır. Devrim öncesinde sempatiyle baktıkları Jön Türklere karşı, hızla tavır değiştirmeleri, Avrupa’da kimi aydınların, kendi ülkelerindeki iktidarları sert ifadelerle eleştirmelerine neden olmuştur. Avrupalıların ikiyüzlülüğünü göstermesi açısından Fransızların ünlü düşünürü Jean Jaures’nin, kurucusu ve yayın yönetmeni olduğu sosyalist eğilimli L’Humanite gazetesinin 15 Temmuz 1908 tarihli nüshasında yazdıkları önemlidir:

“Eğer Jön Türkler bir reformlar ve güvenceler programını üstün kılacak bir güce sahipseler, muhteşem bir halkı yıkımdan kurtaracaklar ve Avrupa’yı uzun ve çok korkunç bir krizden koruyacaklar. Hal-i hazırda bu mümkün değil; çünkü ülkelerinin bağımsızlığına ve bütünlüğüne bağlı Türkler, ülkelerinde kışkırtılan savurganlık, fanatizm, vahşet ve düzensizlik rejiminin yabancıların müdahaleleri için bir bahane yarattığının farkına varamıyorlar. Balkanlar’daki tüm toplumları birbiriyle uzlaştırabilecek olan bu özerk harekete tüm gücüyle destek olmak Avrupa’nın ödevidir. Fakat heyhat! Avrupa’nın vicdanı öylesine kararmış ve alçalmıştır ki, bu da bize Türk reformcuların gerektiği gibi desteklenmeyeceğinden korkmamız için yeterli sebep teşkil etmektedir. Abdülhamit’in iğrenç rejimini sömüren Almanya, Türkiye’ye canlılık ve bağımsızlık getirecek olan reformları onaylayacak mıdır? İran halkının ezilmesinde suç ortağı olan İngiltere, Asya siyasetiyle tam bir anti tez oluşturacak şekilde Türk halkının bu uyanışına içten ve açık bir yakınlık duyabilir mi? Ve Hindi Çini’nde gözü dönmüş bir vergi sistemiyle insanları umutsuzluk ve isyana sürükleyen, Fas’ta ise özerklik girişimlerini yok eden Fransa, Türkiye’deki ulusal reformları nasıl destekleyebilir? Her yerde baskıyla yıkım yaratan Rus hükümetinden bahsetmiyorum. Tüm Avrupalı güçler açık bir şekilde açgözlüdür; insanlara karşı işledikleri ağır günahlarla yüklüdür. Abdülhamit’e bile ders verecek durumda değildirler. Bununla birlikte, eğer Avrupa biraz ihtiyatlı ve sağduyu sahibi olur ve Balkan Sorunu’ndan kaynaklanabilecek karışıklıkları, tehlikeleri ve korkuları önlemek isterse, tüm irade ve arzusuyla Türkiye’de Müslüman ve Hristiyan herkese adalet getirecek ve genellikle birbirleriyle uyuşmaz olan Avrupalı güçlerin müdahalelerini ortadan kaldıracak olan büyük Türk partisine destek vermelidir.(1)

Jön Türk Devrimi’nin başarısında, dönemin basınının katkısı önemlidir. Özellikle de yurt dışından yayın yapan Jön Türk yanlısı basının büyük etkisi olmuştur. 1861’den itibaren, devlet desteği olmadan gazete çıkarmaya başlayan Osmanlı aydınları, ilerleyen yıllarda özellikle de Jön Türkler; basına önemli işlevler yüklemişlerdir. Gazeteleri salt haber veren bir iletişim aracı olarak görmemiş, halkı eğitmek ya da siyaset yapmak açısından da kullanmışlardır. O dönem ve sonrasında basın, toplumun en dinamik kurumlarından biri olmuştur. Mecliste yapılan tartışmalar, gazetelerin yorumlarıyla değerlendirilmiştir. Basının kazandığı dinamizm, hem basın hem de düşünce tarihimizde yeni bir çağı başlatmıştır. Toplum, matbaanın 1727’de benimsenmesinden sonra, matbaadan, kitap üretiminde sınırlı yararlanmasına karşın, gazete üretiminde ileri adımlar atmıştır. Böylece kitap kültüründen çok, gazete kültürüyle değişmeye yönelmiştir.(2)

Jön Türk Devrimi’nden sonraki ilk iki ayda 200’ün üstünde gazete imtiyazı alınmıştır. Gazete tirajları 2 binden 50 bine kadar yükselmiştir. İkinci Meşrutiyet’in ilk üç buçuk yılında 607 gazete ve dergi yayınlanmıştır. Bunların çok azı uzun bir süre dayanabilmiş, bazısı birkaç sayı, bazısı üç beş ay çıktıktan sonra kapanmıştır. 1918 sonuna kadar on buçuk yıllık dönemde 918 gazete ve dergi çıkartılmıştır. Balkan Savaşı sırasında yeni yayınların sayısında bir azalma görülmüşse de 1913’te yeniden önemli artışlar olmuştur.(3)

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VE TÜRK YURDU DERGİSİ

Türk Yurdu Dergisi; Jön Türk Devrimi’yle başlayan süreçte, Türk milliyetçiliğinin çok önemli bir yayın organıdır. Dönemin fikir hayatı üzerinde büyük yankısı olmuştur. Dergi çevresinde toplanan yazarlar, düşünürler, sadece, entelektüel siyasal seçkinlerin değil, halkın da yakından izlediği bir eser meydana getirmişlerdir. Türk Yurdu; yalnızca Osmanlı Devleti’nde değil. Kafkasya’da, Orta Asya’da da Türkler arasında yakından takip edilmiş, aydınları, gençleri derinden etkilemiştir.

Türk Yurdu Dergisi’nin dış Türklere bakışı yanında, milliyetçiliği halkçı, laik, antiemperyalist şekilde yorumlayan ve bunu geliştiren yayın politikası da önemlidir. Yusuf Akçura’nın çağdaş bir devletin özelliklerini sıralarken Rönesans, Reform ve Fransız Devrimi’ne gönderme yapması, halkçılığı savunması, feodalizmi çağdaş devletin önünde engel olarak nitelemesi, dış engel olarak emperyalizmi göstermesi anlamlıdır. Yusuf Akçura’nın şu sözleri, Darülfünun Konferansları çerçevesinde, 1925 yılı Haziran ayında yaptığı bir konuşmadan alınmıştır: “Çağdaş bir devletin esas niteliği halk hâkimiyetidir (demokrasi); hürriyetçilik (liberalizm) değildir.........

© 12punto