Avrupa’nın savaş yükü: 'Obruk' büyüyor!

Asıl soru savaş ikinci haftasına girerken galiba şu: ABD, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olur mu?

Olur. Olacak gibi de görünüyor. İran bu saldırıları savuşturamasa bile o bulgur, artık ne kadarsa, bayağı bir tehlikede.

Çünkü attığı her adımın hesabını doğru yapabilecek kadar sağlam ve gelişkin bir emperyal egemenlikten söz edemiyoruz artık. Batı’nın başkentlerindeki beyin veya beyinler eski keskinliğini yitireli çok oldu.

Tersine, György Lukacs’ın yaklaşık 100 önce emperyalizmin İtalyan ve Alman “deneyimlerinden” çıkardığı derslerden hareket edersek, “rasyonel aklın” değil, “irrasyonel delirmelerin”, akıldışılığın siyaset kurumuna egemen olduğunu söyleyebilecek durumdayız.

İnanmayan, Epstein dosyalarına bulaşan “elitlerin” listesine bir göz atabilir veya Donald Trump denilen ABD’ye gerçekten layık tuhaf adama bakabilir. Amerikan-İsrail bombacılarının İran seferine ilk adımlarında açık çek veren Avrupalı demokratların hali de açıklayıcı olabilir: Macron, Starmer, Meloni ve tabii Friedrich Merz. Bunlar bu katliam uzarsa çabucak havlu atacak gibi görünüyor. Dipten gelecek bir dalgayla eski sınıf savaşının içeride yeniden hortlayabileceğinden korktukları için olabilir...

Her neyse işte, sonuçta bu desteğin ilk direnişle birlikte kırılma sürecine girebileceği ortada. En azından bazı sinyaller var.

Yaşlı Avrupa’nın Amerikan vasalları demokrat medya üzerinden epey bir yalan ve sis üretiyor ama buna rağmen İran seferinden herhangi bir ganimetle dönmeleri çok güç.  

Bunu açıklamak zorundayız.

Bombalarla açılan bu “obruk” tanımlanmak zorunda.

TEHDİT YOKSA, BEYİN DE YOK! YA MERKEL?

Geçen yüzyılın ikinci yarısında (“Soğuk Savaş”) emperyalist başkentlerdeki büyük sermaye, dizginleri gerçekten keskin zekâlı, cin fikirli ve kitle nabzını tutabilen politikacılara bırakabilmişti. Bırakmıştı, çünkü o politikacılar dünya çapında bir sosyalist meydan........

© 12punto