menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazilerimize 'Vefa'dan notlar!..

57 0
21.08.2026

Vatan için can veren asker şehitler ve gaziler arasında ayırım olur mu?

Diğer şehitler ve gazilerin tüm haklarıyla Milli Savunma Bakanlığı ilgilenirken, er şehitler ve er gaziler Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı. Haliyle, iki grubun hakları arasında dağlar kadar fark var.

Haklarının verilmesi için 38 gündür Ankara’nın ortasında, TBMM’ye ve MSB’ye 500-600 metre mesafede olan Güvenpark’ta yatıp kalksalar da yetkililere seslerini duyuramadılar.

Ama eylemin 39’uncu gününe girilirken, sabah 04.45’te, adeta hücre evine baskın yapılır gibi Güvenpark’tan çıkarılıp polis otobüsleriyle Bilkent’teki Gazi Uyum Evi’ne götürülünce, protezleri çöp torbalarına doldurulunca, oraya astıkları şanlı bayrağımız indirilince; bu şehit aileleri ile gazilerimizden haberi olmayanların da haberi oldu ve geriye büyük bir utanç kaldı.

Haklarını arama dışında ne “suç” işlemişlerdi ki, bu muameleye maruz kaldılar?

Eğer bir “suç” varsa da yapılacak iş ve işlem gözaltına almak değil midir? Tek bir suçları yoktu ki, götürüp Gazi Uyum Evi’ne tıktılar!..

Şehitlere “vefa ve saygıdan” olabilir miydi?

Ama Güvenpark’a astıkları protezlere, PKK saldırıları ve şehitlerle ilgili haberleri içeren afişlere, çay makinalarına falan, “suç unsuru var mı yok mu” diye bakmak üzere el kondu, o da başka.

Baskın Gününün Özelliği

Güvenpark sakinleri etraflarında bekleyen, yanlarına gelen polislere saygıda kusur etmiyorlardı; ama yukarılardan gelecek emirle, elbet müdahale etmelerini bekliyorlardı. O yüzden de açık açık, “Eğer operasyon emri gelirse söyleyin. Hepimiz protezliyiz. Bizi yaka paça otobüslere koymayın. Kendimiz yürüyerek bineriz.” dediler.

Ancak saat 04.45’te, yerde yatarken yüzlerce polisin baskınına uğradılar. Yapılmasını istemedikleri yapıldı.

Bir gün öncesinde şu iki önemli şey olmuştu:

TBMM’de birer gün arayla kabul edilen, kendileriyle ilgili yasa ve PKK yasası o gün Erdoğan tarafından onaylanmış ve Resmi Gazete’de yayımlanmıştı...

Güvenpark’taki eyleme destek vermek üzere İstanbul’dan gelen Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba Bakan veya Bakan Yardımcılarından birisiyle görüşmek için Adalet Bakanlığı’nın önüne gitmiş, içeri alınmayınca, “Şehitlerimizin katillerini affederken bize mi sordunuz?” diye tepki göstermiş, gelen geçen vatandaşlar da Pakize Ana’ya sloganlarıyla destek vermişti.

Ulaşılamayana Kılıçdaroğlu Ulaştı

Sonrasını duymuş, görmüşsünüzdür.

Gaziler, tıkıldıkları Gazi Uyum Evi’nden çıkıp bu baskını sormak için İçişleri Bakanlığı’na gitmek isteyince; önce oradan çıkmalarına izin verilmedi, sonra yolda ablukaya alındılar.

Orada yaşananların her saniyesi vahimdi.

Gazilerin Bakanlığa gitmesine izin verilmeyince bir başına Pakize Ana gitti. Saatlerce bekledi, ama tek bir yetkili bu şehit anasını muhatap almadı.

Abluka altındaki gazilere dönersek; Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Yeni Parti ve İyi Parti milletvekilleri, bir hal çaresi bulmak için İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yle görüşmeye çalıştı, ama başaramadılar.

Ta ki, 38 gün boyunca bir kez bile Güvenpark’a gidip dertlerini dinlememiş olan, butlan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu iki isim gönderene kadar.

Olay yerine gelen bu iki isim, Kılıçdaroğlu’nun Bakan Çiftçi’den randevu aldığı müjdesini (!) verip, gazileri temsilen üç kişiyle İçişleri Bakanlığı’na gitti.

Devletteki şu ayırıma bakar mısınız; muhalefet partilerine yok, butlan CHP’sine var!..

Bakana Pakize Ana’yı Sordu

Üç gazinin, Bakan Çiftçi ile görüşmesinin resmi kısmını duymuşsunuzdur. Bakan, sorunlarını içeren bir dosya vermeleri........

© 12punto