Bu ne sevgi ahhh!..
16 yıl boyunca Almanya’yı yönetip Avrupa ve dünya siyasetine yön veren Angela Merkel, görevinden ayrıldıktan sonra danışmanıyla birlikte kaleme aldığı “Özgürlük: Anılar 1954-2021” isimli kitapta ABD Başkanı Trump hakkında şu analizi yaptı:
“Trump’la birlikte birbirine bağlı bir dünya için ortak çalışma yürütmek mümkün olmayacaktı. O her şeye siyasete girmeden önceki kimliğiyle, yani bir emlak girişimcisinin gözünden bakıyordu. Bir arsa yalnızca bir kez satılabilirdi. Onu da o almazsa bir başkası alırdı. Dünyaya da aynı mantıkla yaklaşıyordu. Ona göre ülkeler arasında süregelen bir rekabet vardı ve birinin kazancı mutlaka diğerinin kaybı anlamına geliyordu. İşbirliğinin herkesin refahını artırabileceğine inanmıyordu.”
Biz de bu adamı birinci dönemindeki ülkemize ve Erdoğan’a yönelik tehditleriyle tanıdık.
İkinci döneminde ise tam bir emlâkçı ve seri katil çıktı. Çıkarları uğruna ne demokrasi ne diplomasi ne hukuk ne uluslararası ilişkiler tanıyor.
Yaptıklarının Listesi
Yaklaşık 2 yılda dünyada neler yaptığının kabaca listesini çıkaralım.
Kolombiya’da kendisinin destek verdiği sağcı aday Espriella'nın kazanmasından memnuniyet duyduğunu açıklayıp, “O harika bir şekilde kazandı” dedi...
Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini bir gece yarısı yatağından kaçırıp ABD’ye götürdükten sonra ülkenin başına kendisiyle uyumlu çalışacak birilerini getirdi. Bununla kalmadı Venezuela’nın ABD’nin 53’üncü eyaleti olmasını ciddi olarak değerlendirdiğini söylerken, bu ülkedeki 40 trilyon dolarlık petrol rezervinin ABD ekonomisi açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.
Irak’ta Başbakanlığa Nuri El Maliki’nin seçilmesi halinde ABD’nin bu ülkeye desteğini çekeceğini belirterek, “Irak’ı yeniden büyük yapalım” çağrısıyla Maliki’yi devre dışı bırakıp milyoner bir bankacı ve işadamı olan Ali el-Zeydi’yi koltuğa oturttu.
Macaristan seçimleri öncesinde açıkça dönemin Başbakanı Victor Orban’a “tam ve eksiksiz destek” sunduğunu, onunla çalışmaya devam etmek istediğini belirterek yardımcısı JD Vance’i “Orban’ı kurtarmak için” Budapeşte’ye gönderdi. Burada Orban’ın seçim mitingine katılan Vance, Orban’ın yeniden seçilmesini sağlamaları gerektiğini vurgularken, kendisi de Vance’in telefonundan Macarlara seslenip, “Macaristan’ı ve Victor’u seviyorum. Kendisi harika bir insan. Müthiş bir ilişkimiz var ve işini yapıyor... İyi çalıştığını düşünmüyor olsam böyle telefon açmazdım. Ben Victor’un büyük bir hayranıyım ve sonuna kadar onunlayım.” dedi. Ama başaramadılar ve hep birlikte kaybettiler.
Zorlandığı bir diğer ülke İspanya oldu. Başbakan Pedro Sanchez’in hem Netanyahu’yu soykırımcı ilân etmesi hem de ABD’nin ülkede bulunan askeri üslerini İran’a saldırmak için kullanmasına izin vermeyeceğini açıklaması üzerine İspanya’yla tüm ticari ilişkileri kesme kararı aldı. Bu gelişmelerin hemen peşinden ise yolsuzluk iddiasıyla Sanchez’in partisinin genel merkezinde arama yapıldı, eşi hakkında da dava açıldı.
Ermenistan’da ise işler istediği gibi gitti. Paşinyan, Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev’le birlikte Zenzegur Koridoru’nun işletmesini 99 yıllığına ABD’ye devrederken, koridorun adını, “Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu” koydu. Peşinden Ermenistan’la stratejik ortaklık anlaşması ve kritik mineraller konusunda anlaşma yaptı. Tüm bunların doğal sonucu olarak da Haziran’da yapılan seçimler öncesinde açık destek verdiği Paşinyan’ı, “Harika bir dost ve........
