Bora Kaplan dosyasından Erdoğan ve bakanlar hakkındaki suç duyurusu çıktı!.. |
60 gündür tutuklu olan yargı muhabiri Alican Uludağ, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “devletin kurumlarını aşağılama” suçlamalarıyla gözaltına alındı.
Gözaltına alındığı gün yaptığı son paylaşımlardan biri, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Casperlar suç örgütü soruşturmasında dokuz polis hakkında gözaltı kararı verildiğine ilişkin açıklamasından hareketle, şuydu:
“Mafyanın sadece üyeleri yok; aynı zamanda siyasetçileri, bürokratları, hâkimleri, savcıları ve polisleri var...”
Cumhurbaşkanına hakaret var mı, yok... Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma var mı, yok... Devletin kurumlarını aşağılama var mı, yok... Bu yoklarla bir yere varılamayınca; Alican’ın 1 yıllık paylaşımları taranarak, bunlardan “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu çıkarıldı ve tutuklama kararı verildi. Hazırlanan iddianameyle de hakkında 20 yıla kadar hapis cezası istendi.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayan veya devletin kurumlarını aşağılayan aranıyorsa; şu son Gülistan Doku dosyasından fışkıranlar yedi ceddimize yeter de artar. İddialar doğruysa, dönemin Tunceli Valisi, emrindeki polislerle ve devletin imkânlarıyla adeta bir suç örgütü yöneticisi gibi, cinayeti örtbas ederken hem üstlerine hem millete yalan yanlış bilgiler vermiş.
Kanlı canlı bir başka örnek; Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davası.
Malûm; bu dava, İstinaf’ın kısmi bozma kararı ve bağlantılı dosyalar ile M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’e ait olduğu öne sürülen bir buluntu telefona ilişkin iddianamenin birleştirilmesiyle yeniden görülmeye başlandı.
2024’teki ilk yargılamalarda da öyleydi; ama son iki haftada yapılan duruşmalarda yine çok sayıda siyasinin, yüksek yargı mensubunun ve polisin adı havalarda uçuştu. Bunlara bir de bazı gazeteciler eklendi.
Bora Kaplan operasyonunu yapan, ama MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “darbeci” ilân etmesinin ardından bir süre tutuklu kalan ve şimdi birleştirme kararı nedeniyle Bora Kaplan’la birlikte yargılanan polisler; buluntu telefondan çıkan bazı yazışmalardan hareketle Abdurrahman Şimşek, Halit Turan, Nedim Şener, Tolga Şardan ve İsmail Saymaz’ı suç örgütüne hizmet etmekle suçladı.
İlk tepki gösteren Nedim Şener oldu. Ardından iktidarın gazetesi Sabah’ın Haber Müdürü Halit Turan, kendisi ile Abdurrahman Şimşek adına bir açıklama yaptı. Ama ne açıklama!.. Kimin eli kimin cebinde; anlamak için satır satır okunması şart. Dedi ki;
“Ayhan Bora Kaplan Suç örgütü ile ilgili kendi sorumluluklarını örtmeye çalışan, sürekli başkalarını hedef alan Emniyetçiler günlerdir konuşuyor konuşma sırası bizde. Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü Abdurrahman Şimşek ve kendi adıma soruyorum: Murat Çelik; Ayhan Bora Kaplan suç örgütü 3 eylemden ceza aldı. Bu eylemler yapılırken siz Ankara Emniyetinde Organize Suçlarla Şube müdür yardımcısıydınız. Ayhan Bora Kaplan suç örgütü başkentte adam öldürüp suç işlerken siz ne iş yapıyordunuz? Ayrıca sizden önce bu örgüte yönelik soruşturma yapan mesai arkadaşlarınızın hazırladığı dosya (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik verilerek kapatılan) ile operasyon yaptınız, o mesai arkadaşlarınız hiçbir şey yapmamış gibi onları ihraç etmeye çalıştınız neden? Şevket Demircan: Senin ‘mağduriyet’ tiyatronu da hayretle izliyoruz. Sayın Müdür, hafızanız mı zayıfladı? Ayhan Bora Kaplan örgütüyle ilgili bilgileri sızdıran, ‘haber yap’ diyen bizzat sizdiniz! Dün kaynaklık ettiğiniz gazeteciyi bugün kumpasla suçlamak ucuz bir taktikten ibaret. Sürekli baskı yapıyordunuz Twitter’a düşürün diye. Şimdi bizi FETÖ’ye meze etmeye mi çalışıyorsunuz? Kumpas arıyorsanız sildiğinizi sandığınız o WhatsApp kayıtlarına ve kendi notlarınıza bakın; bende hepsi ilk günkü gibi duruyor. Gerçeklerin tek bir huyu vardır: Er ya da geç ortaya çıkarlar! Ayrıca, ben dosyada delil olan çakma telefon gibi cep telefonumu poşet içerisinde bir yere bırakmam. Gerekirse seninle olan mesajları savcılıkta ve mahkemede tanık olarak göstermeye de razıyım. Ayrıca haberimiz yok sanılmasın. Abdurrahman Şimşek ve benim arka planda tüm istihbari verilerimizi topladınız, bütün irtibatlarımıza bağlantılarımıza baktınız bu örgüt üzerinden hiçbir sonuç alamadınız. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da Abdurrahman Şimşek’in tüm banka, tapu kayıtlarını inceledi. HTS kayıtlarına da bakıp bu örgütün herhangi bir üyesi ile uzaktan yakından bağlantısını tespit edemedi. Dosyaya da takipsizlik kararı verildi. İftira atmayın.”
GAZETECİLERLE İLGİLİ KYOK KARARI
Tam bu kavganın ortasında, hem Bora Kaplan suç örgütü hem de buluntu telefon iddianamesini hazırlayan Savcı Mustafa Kaya’nın 19 Şubat’ta verdiği bir kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK) taraflara tebliğ edildi.
Soruşturma 2025’te açılmış.
Suç tarihi 2024, suç ise “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” imiş.
Müştekiler; dönemin Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik ile dönemin KOM Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ile yardımcısı Şevket........