menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Ceddin Dede'yle karşıladık da sonuç?!

173 0
15.07.2026

Neredeyse bir hafta oldu; iktidar hâlâ NATO Zirvesi’nin Ankara’da yapılmasının anlam ve önemini anlatıyor.

Zirve boyunca hiç sesi soluğu çıkmayan, iktidarın ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli de nihayet dün şu tespitlerde bulundu:

“Türkiye, NATO’da yalnızca jeostratejik konumuyla değil; tarihi birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin eriştiği siyasi ve stratejik seviye, Ankara Zirvesi’nde bir kez daha tebarüz etmiştir. Bugün NATO yeni bir devrin şafağındadır.”

Bahçeli, bu zirve sayesinde ülkemizin öneminin anlaşılmasından hareketle, AB’nin de müzakere sürecimizi tekrar gündeme almasının şart olduğunu, Türkiye-AB ilişkilerinin Atina veya üçüncü ülkelerin hesaplarına mahkûm edilemeyeceğini anlatıp, “Türkiye Avrupa için bir seçenek değil, içine düştüğü kuyuya uzanan güvenli halattır!” dedi.

Malûm, AB’nin Türkiye ile müzakereleri dondurmasının başta gelen sebeplerinden birisi, “sorun” olarak nitelendirdikleri Kıbrıs’ın tamamının Rum kesimine teslim edilmesi, isteklerinin karşılanmaması.

İşte o “başarı” diye sunulan NATO Zirvesi’nin pek konuşulmayan yansımalarından birisi de Kıbrıs oldu.

ABD-AB-NATO-BM Kol Kola

Zirveden önce, zirvede ve sonrasında yaşananları sırasıyla anlatalım.

Erdoğan’ın hatırına NATO toplantısına katılan Trump’ın bölgemize gönderdiği sömürge valisi Tom Barrack’ın 8-9 ay önceki şu sözlerini hatırlıyoruz, değil mi?

“Başkan Trump her yerde satranç tahtasını tamamen değiştirdi. Türkiye ve İsrail savaşmayacak. Bu olmayacak ve Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar bir işbirliği göreceksiniz.”

“Doğu Akdeniz’de yeni bir düzen ve yeni bir işbirliği gerekli. Amerika’nın bunda köprü olmasını umuyoruz ve hedefimiz bu. Sağlıklı bi vücudun merkezinde apse oluşması mümkün değil ve vücudun her parçasının iyileşmesi gerekir. Bunun kritik bir parçası olan Kıbrıs’ın da çözümün içerisine dahil edilmesini umuyoruz.”

Zirveden yaklaşık 1 ay önce de ABD Enerji Bakanı Chris Wright’ın, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail temsilcileriyle bir araya gelerek; bölgedeki enerji kaynaklarına el koymak, beraberinde “bölgedeki kötü niyetli aktörlerle mücadele etmek” üzere 3 1 formatındaki “Doğu Akdeniz Enerji Merkezi’ni” kurduğunu gördük.

Kıbrıs eksenli diğer gelişmeler de şunlardı:

Trump, Kazakistan’ın İbrahim anlaşmalarına katılmasını sağlarken, AB de bizzat Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in çabalarıyla 12 milyar Euroluk yardım karşılığında Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan’ın Rum kesimini tanıyıp Türkiye’ye “işgâlci” demelerini sağladı. Ankara’nın gıkı dahi çıkmadı.

Yine AB, Rum-Yunan vetosuyla Türkiye’yi 150 milyar avrulok yeni savunma kredisinden (SAFE) dışlarken, Rum kesimine 1.2 milyar avro kaynak ayırdı ve bunun ilk dilimi olan 177.2 milyon avroyu da NATO Zirvesi’nden 18 gün önce teslim etti.

Keza İsrail, ABD, Fransa gibi bir yığın ülke Rum kesimini silahla........

© 12punto