Algı rejimi kazanıyor, gerçek kaybediyor! Peki muhalefet ne yapmalı?
Türkiye’de sorunun yalnızca iktidardan ibaret olmadığını, muhalefetin de en az iktidar kadar ciddi bir sorun alanı oluşturduğunu en başından bu yana kabul edenlerden biriyim.
Buna dair sayısız örnek mevcut. Yaklaşık 25 yıla varan AKP iktidarı boyunca, kendisini “muhalif” olarak tanımlayan yapıların rejim karşısında nasıl süklüm püklüm savrulduğunu hep birlikte izledik. Fırıldak gibi dönen, dün söylediğinin tam tersini bugün savunan, parti değiştiren, saf değiştiren isimleri saymaya bile gerek yok.
Bununla birlikte, hâlâ anlamakta zorlandığımız birçok gelişme yaşanıyor.
Türkiye tarihinin en büyük servet transferlerinden biri gerçekleşirken; halk, tarihi geçmiş ürünleri satan yeni açılmış marketlerden gıda toplamaya çalışırken; emekliler perişan halde hayata tutunmaya çabalarken; insan onurunu ayaklar altına alan maaşlar yurttaşa reva görülürken muhalefet etkili, sonuç alıcı bir muhalefet ortaya koyamıyor.
İktidarın amansız çelişkileri meydanlarda anlatılamıyor.
Emperyalizmle nasıl iş tutulduğu, ülkenin nasıl tehlikeli süreçlere sürüklendiği belgelerle, videolarla, organize sosyal medya çalışmalarıyla halka gösterilemiyor.
Topraklarımızın, suyumuzun, madenlerimizin, koylarımızın nasıl peşkeş çekildiği; ormanlarımızın nasıl ve neden yakıldığı anlatılamıyor.
İktidarın yolsuzlukları ve vurgunları birkaç milletvekilinin sosyal medya paylaşımlarına sıkışmış durumda. Milyar dolarlık soygunlar, uluslararası kriz yaratabilecek gelişmeler geniş kitlelere ulaştırılamıyor.
Sağlık sistemindeki çöküş; çocukların yeterince........
