menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Keşfettikçe tükeniyoruz

24 0
12.08.2026

Urla bundan çok değil, birkaç yıl öncesine kadar İzmir’in yanı başında olmasına rağmen kendi ritmini koruyabilen yerlerden biriydi. Denizi, bağları, zeytinlikleri, köyleri ve hâlâ el değmemiş koylarıyla insanı kendine çeken tarafı gösterişli olması değil, tam tersine gösterişten uzak kalabilmesiydi.

Şimdi ise Urla’nın önünde başka bir gerçek var: Sosyal medya çağında bir yerin keşfedilmesi ile tüketilmeye başlanması arasındaki süre giderek kısalıyor.

Bir koyun fotoğrafı paylaşılıyor. Konumu etiketleniyor. Birkaç video çekiliyor. Algoritma görüntüyü onbinlerce kişiye taşıyor. Çok geçmeden daha önce yalnızca bölgeyi bilenlerin gittiği o küçük koylar, onlarca hatta yüzlerce aracın inmeye çalıştığı bir noktaya dönüşüyor.

Sorun insanların Urla’ya gelmesi değil. Urla kimsenin özel mülkü değil. Sorun, doğanın kaldırabileceğinden daha büyük bir insan baskısının hiçbir planlama ve denetim olmadan aynı noktalara yönelmesi.

Bakir Koyların Yeni Manzarası

Urla’nın kıyılarında hâlâ tesisleşmemiş, asfalt yolu dahi bulunmayan, doğal karakterini büyük ölçüde koruyan koylar var. Bunların değerli olmasının nedeni zaten budur.

Fakat bugün bazı noktalarda hafta sonunun ardından geriye bırakılan manzara düşündürücü: plastik şişeler, bira kutuları, tek kullanımlık tabaklar, poşetler, sigara izmaritleri ve gelişigüzel bırakılmış çöpler…

İnsanların doğaya ulaşmasını kolaylaştırdığımızı düşünürken aslında doğanın tüketilmesini kolaylaştırıyoruz.

Üstelik mesele yalnızca görüntü kirliliği değil.

Bir plastik şişeyi toplarsınız. Bir poşeti ertesi sabah belediye çalışanı kaldırabilir. Fakat kurumuş Ege makisinin ortasına atılan bir sigara izmaritinin sonucunu geri alamayabilirsiniz.

Bir İzmarit, Binlerce Hektar

Urla ve çevresinin yaz aylarındaki doğasını bilen biri için........

© 12punto