Yavaş Savaş: Bir ulus 20 yılda nasıl ele geçirilir?

Yukarıdaki başlığı, Van Hoeserlande Patrick adlı yazarın NATO’nun ThinkBox serisindeki makalesinden aldım. Van Hoeserlande Patrick, Belçikalı bir askerî mühendis ve kavram geliştirme uzmanı. NATO bünyesinde özellikle HQ SACT (Supreme Allied Commander Transformation) konsept geliştirme alanında çalıştı. (1) Yazının sonunda makalenin tam metnine ulaşacağınız linki vereceğim. İngilizcesini Yapay Zeka ile Türkçeye çevirebilirsiniz.

NATO’nun konsept geliştirme subayı, yazıya bir soru ile başlıyor. “İhtiyacınız olan toprakları nasıl ele geçirirsiniz? Bir ülkeyi tespit edilemeyecek kadar yavaş bir hızda fethedebilir miyiz? Tüm araçların kullanılabildiği, demografik, politik, finansal, teknolojik, ekonomik, güvenlik ve elbette askeri yönleri olan tam anlamıyla bir savaş? Ancak çok yavaş bir savaş. Blitzkrieg’in (yıldırım savaşı) tam tersi. Öyle yavaş ki, savaşan taraf bile savaşta olduklarını inkâr edebilsin. Her şey, savaşın sisiyle örtülü. Ama emin olun, sonuçları hızlı versiyonu kadar acımasız olabilir: Düşmanın yok edilmesi.”

Büyük Orta Doğu Projesinde Türkiye’nin başına çorap örülüyor. Daha önce de defalarca yazıldı. Sıra Türkiye’ye geldi deniyor ya… Türkiye bir NATO üyesi. O nedenle Türkiye’nin sınırları, ulus devlet ve laik devlet yapısı, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de olduğu gibi hızlı savaşlarla ve işgallerle değiştirilmeyecek. Kurbağanın soğuk suda kaynatılması gibi uzun bir süreç işletildi. Bu sürece ilişkin çok sayıda makale ve kitaplar yazıldı. Bir NATO Konsept ve Kavram Geliştirme uzmanının, bu sürecin teorik alt yapısını yazması bana ilginç geldi. Önce yazıdan bazı alıntılar yapalım. Sonra yaşadıklarımıza bir bakalım.

“Özellikle stratejik düzeyde, düşmanın ve müttefiklerinin (ve genel olarak dünyanın) düşünce kalıplarının dışında yeni yaklaşımlar geliştirmek gerekir. Düşük hızda dolaylı bir yaklaşım, azimli ve yaratıcı bir beyin gerektirir. Her eylem dikkatlice planlanmalı, çünkü her şey inkâr edilebilir kalmalıdır.

İyi iletişim, yapılanları gizleyecek savaş sisini kalınlaştırmak için kritiktir. Düşmanı sizin yaptıklarınızı yapmakla suçlayabilecek konumda olursunuz. Yavaş ama kesin bir fetih, bugünkü hızlı bir fetihten iyidir. Hedefe ulaşmak için acele etmeyin. Bazı geri adımlar olsa bile… Hız değil, sabır esastır!

Yavaş Savaş’ın amacı, bu denizde balık gibi yüzmek değil, tatlı suyla dolu bir göle yavaş yavaş tuzlu su damlatmaktır. Sızma, gücün tüm düzeylerine yapılmalıdır. Bu, karşı tarafa mali, entelektüel, sosyal yardımlar yapılarak ve bu yardımların sahadaki insanlarla birlikte verilmesiyle sağlanabilir. Ama bu amaç sadece “iyi ve hoş” kişilerle gerçekleştirilmez; teröristler ve adi suçlular da işe yarayabilir.

Son aşamada amaç, küçük etnik grupları birbirine bağlayarak büyük yoğunluklar oluşturmaktır. Bu sırada farklılıklar derinleştirilir.

Bu yoğunlaşmış gruplar kendilerini izole ve ayrımcılığa uğramış hisseder ve siyasi haklar talep etmeye başlar. Eğer iyi hazırlanılmışsa, bu taleplerin çoğu kabul edilir. Bu da hareketi güçlendirir. Kabul edilmezlerse, bu durum ayrımcılığın kanıtı olarak sunulur. Yeterince güçlenildiğinde, bağımsızlık talebi gündeme gelir. Bu çağrı, dışarıdan bu grupları “korumaya hazır” saldırgan ülke tarafından desteklenir ve ilhak (toprak katılımı) için kapı açılmış olur, yani nihai hedef.

Geleneksel savaştan daha fazla şekilde, Yavaş Savaş tüm güçlerin kullanılmasını gerektirir.

Bir ulusun güçleri bazen şu kısaltmayla özetlenir: MID-LIFE

Military (Askerî)

Informational (Bilgi)

Diplomatic (Diplomatik)

Law enforcement (Hukuk)

Intelligence (İstihbarat)

Financial (Finansal)

Economic (Ekonomik – tarım, enerji gibi)

Ben bu listeye şu başlıkları da eklemek istiyorum:

Politika, Nüfus, Eğitim, Teknoloji, Çevre, İdeoloji..

Blok oy kullanımıyla belirli kişileri siyasi makamlara taşıyarak, potansiyel yandaşlara yönelik yasalar çıkarılmasını sağlayabilirsiniz. Daha radikal gruplar, açıkça muhalefet eden bireyleri tehdit edebilir, baskı altına alabilir, hatta sindirebilir. Yerel liderler üzerinden bir sözcük savaşı başlatabilirsiniz.

Ünlüler, sempati toplamak ve güven kazanmak için mükemmel araçlardır. Bu kişiler kamuoyuyla diyalog kurmalı, üniversitelerde, kütüphanelerde, radyo ve TV’de tartışmalara katılmalıdır. Bu sadece başlangıçtır.........

© 12punto