menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

304 milyar dolar ödedik, borcumuz 144 milyardan 565 milyar dolara çıktı

20 0
19.07.2026

Bedeli ne olursa olsun. Türkiye’ye bol miktarda döviz gelmesi, AKP iktidarının ekonomi politikasının temel kolonlarından birini oluşturuyor.

Dışarıdan yüksek maliyetle borçlan, yabancı yatırımcıya yüksek TL faizi sun, ülkeye döviz gelsin…Doların değeri enflasyon kadar artmasın. Türk lirası suni olarak değerlensin. Doğal olarak bunun bedeli de ağır oldu. Türkiye hem ekonomide rekabet gücünü kaybetti hem de yurt içinden yurt dışına devasa servet aktardı. 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın ödemeler dengesi verilerini inceledim. Ortaya çıkan tablo gerçekten dikkat çekici…

2004 yılından 2025 sonuna kadar, dış dünyaya 304 milyar dolar ödeme yaptık. Bu tutarın232 milyar doları faiz ve portföy geliri ödemelerine, 72 milyar doları doğrudan yabancı sermaye kar transferlerine gitti. 232 milyar dolarlık faiz ve portföy ödemesi içindeki faiz tutarının 200 milyar dolar, temettü ödemesi tutarının da 32 milyar dolar olduğunu tahmin ediyorum. Bu kadar para ödedik ama dışarıya olan borcumuz azalmadı, aksine 2003 yılı sonundaki dış borcumuzu 144 milyar dolardan 2025 sonunda 565 milyar dolara çıkardık. 

Yüksek faizli dış borç ve suni olarak değerlenmiş Türk lirası bir taraftan ekonomide önemli yapısal bozukluklara neden oluyor. Diğer taraftan da ülkeyi dış borç sarmalına ve daha fazla faiz ödemeye mahkûm bırakıyor.  

Bir ülke hem dış açık verecek hem de parası değerlenecek… Ekonominin ve hayatın doğal akışına ters bir gelişme. Nasıl olur da bu kadar dış ticaret açığı verirken, her sene dış borcumuz büyürken Türk lirası değerleniyor?

Elbette yurt dışından bulacağınız borçlara ve sıcak paraya yüksek faiz vererek…

AKP iktidarı bu yöntemi Ali Babacan döneminde de denemiş ve sanayinin, tarımın, genel olarak Türk ekonomisinin rekabet gücünü kırmıştı. O dönemin bugünden farkı, ayrıca AB tam üyelik hayali pazarlanıyordu ve Türkiye’ye borç dışında doğrudan yabancı sermaye de geliyordu. Ama yüksek faizle değerlenen Türk lirası nedeniyle gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları ihracata ve sanayiye değil, iç piyasaya yönelik şirketlere, bankalara ve inşaata yöneliyordu. 

Döviz bollaştı ve ucuzladı. Ama bu bolluk Türkiye’nin ihracatından ya da turizm........

© 12punto