Trafik değil, tahammül testi

“Eskiden de trafik sıkışıktı ama bugünkü kadar yorucu değildi”. Bu cümle, çoğu sürücünün içinden geçirdiği ama pek dile getirmediği bir tespiti özetliyor. İstanbul’da, Ankara’da ya da herhangi bir büyük şehirde direksiyon başına geçen herkes aynı şeyi hissediyor: Eskiden trafik ‘yoğundu’. Bugün ise trafik ‘gergin’.

Oysa fiziksel şartlar çok değişmiş değil. Yolların büyük bölümü aynı; hatta yeni yollar, köprüler yapıldı. Mesafeler aynı. Araçlar eskisine göre daha konforlu, daha güvenli, daha teknolojik. Ama buna rağmen sürüş deneyimi daha zor, daha yıpratıcı ve daha stresli. Demek ki asıl sorun yolda değil. 

Direksiyonun başında farklı dünyalar

Bugün trafikte dikkat çeken üç temel davranış biçimi var ve bunlar artık istisna değil, norm haline gelmiş durumda:

İlki sabırsızlık. Kırmızı ışıkta birkaç saniye daha beklemek bile birçok sürücü için tahammül sınırını zorluyor. Işık sarıya döner dönmez korna sesleri yükseliyor. Arkadan selektör yapanlar, milisaniyelerle yarışır gibi hareket edenler çoğaldı. Beklemek artık sadece zaman kaybı değil, bir tür kişisel hak ihlali gibi algılanıyor.

İkincisi dikkat dağınıklığı. Direksiyon başında telefon kullanımı artık gizli yapılan bir şey değil. Açık açık mesaj yazan, sosyal medyaya bakan, video izleyen sürücüler var. Araç hareket halinde olsa bile zihnin önemli bir kısmı başka bir yerde. Bu sadece güvenlik riski değil; aynı zamanda trafikteki akışın bozulmasının da temel sebeplerinden biri. Dikkati bölünen sürücü sadece yavaşlamıyor, tahammülü de azalıyor.

Üçüncüsü ise agresyon. Korna artık bir uyarı aracı değil, bir tepki dili. Küçük bir hata, ani bir fren ya da şerit ihlali anında büyüyen bir gerilime dönüşebiliyor. Sözlü tartışmalar, araçtan inme noktası, hatta fiziksel müdahale… Bunlar artık nadir örnekler değil.

Bu agresyonun trafikteki en görünür hali ise ‘makas’ atmak. Şeritler arasında hızla geçiş yapan, diğer araçları........

© 12punto