menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2025 bilançosu

11 0
tuesday

Kendimce bir geleneğim vardır. Yılı uğurlarken “ne yaptım, ne yapamadım ve başıma iyi/kötü neler geldi”den müteşekkil bir bilanço çıkarırım. Böylece sonraki yılın projeksiyonu da kendiliğinden oluşur. Bu kez bilançoyu ülke için çıkaralım istiyorum ki, yazının sonunda herkese iyi yıllar dilerken neden perşembenin gelişinin çarşambadan belli olduğunu söylediğim bir anlam bulsun.

Kabul edelim ki birçoğumuz için zorlayıcı ve düpedüz kötü bir yıl oldu. Açıkçası Türkiye hiçbir zaman “sakin” bir ülke olamadı. Ancak Mart’tan bu yana hangi operasyona uyanılacağını bilemediğimiz, her şeyi ziyadesiyle anlayamadığımız, deyim yerindeyse “allak bullak” bir dönemden geçiyoruz. Mart ayında İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından, muhalefetin kazandığı ve elinde tuttuğu birçok belediye ve hatta CHP’nin il başkanlığı dahi kayyumluk mekanizmasıyla karşı karşıya kaldı.

Yargının siyaseti, daha doğrusu muhalefeti dizayn ettiği bu dönemeçte, “terörsüz Türkiye” gündemi ile bu kez çoğunlukla Öcalan üzerinden yürütülen bir başka süreci takip ettik. Bir taraftan içteki anayasa tartışmaları diğer taraftan dıştaki Suriye meselesine eklemlenen bu sürecin nereye varacağı 2026 ve hatta daha sonrasının temel bir soru işareti. Ancak 2010’ların başındaki öncülünden farkı, bu kez “demokratikleşme” vb. gibi iddialı kavramların pek de rağbet görmemesi ve daha çok elitler arası bir “al-ver” mekanizmasını yansıtması. Bu iki mesele 2026’da da iç siyasette en çok konuşacağımız konular arasında görünüyor. Tabii 2026 bunların yanında, bahis, çete, medya ve uyuşturucu temalarından oluşan ama........

© 12punto