Sefalet Endeksi'nde zirveye yakın Türkiye: Sorun geçici mi yapısal mı?

Türkiye ekonomisi son yıllarda büyüme rakamları, ihracat rekorları ve enflasyondaki gerileme söylemleriyle gündeme geliyor. Ancak açıklanan veriler ile vatandaşın günlük yaşamda hissettiği gerçeklik arasındaki fark giderek büyüyor. Çünkü ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir; gerçek karşılığını pazarda, kirada, faturada ve insanların ay sonunu getirme mücadelesinde bulur. Maaşların hızla eridiği, orta sınıfın zayıfladığı ve gelecek kaygısının arttığı bir ortamda, yaşanan sorun artık geçici bir yavaşlamanın ötesine geçmiş görünüyor.

Tam da bu nedenle Hanke Yıllık Sefalet Endeksi, ekonominin toplum üzerindeki gerçek etkisini gösteren en çarpıcı göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. 2025 verileri, Türkiye’nin yüksek enflasyon, ağır faiz yükü ve gelir kayıpları nedeniyle dünyanın en yüksek sefalet skoruna sahip ülkeleri arasında yer aldığını ortaya koyuyor.

SEFALETİN ANALİTİĞİ: Bir Endeks Toplumun Neresine Dokunur?

Hanke Yıllık Sefalet Endeksi, ekonomilerin yalnızca ne kadar büyüdüğünü değil, bu büyümenin toplumun yaşam standardına nasıl yansıdığını ölçüyor. Endeksin temel mantığı oldukça açık: Enflasyon yükseldikçe hayat pahalılaşıyor, işsizlik arttıkça gelir güvencesi zayıflıyor, faiz oranları yükseldikçe üretim ve yatırım baskı altına giriyor. Buna karşılık sürdürülebilir büyüme ekonomik baskıyı hafifletiyor.

Steve Hanke’nin güncel metodolojisine göre endeks dört temel değişkene dayanıyor:

• Kredi faiz oranları 

• Kişi başına reel büyüme 

Formül ise oldukça net:

HAMI = (İşsizlik × 2) Enflasyon Faiz – Büyüme

Bu formülün verdiği mesaj nettir: Yüksek enflasyon, yüksek faiz ve artan işsizlik toplum üzerindeki ekonomik baskıyı ağırlaştırırken; sürdürülebilir büyüme bu yükü hafifletebilir. Ancak büyümenin gelir dağılımına yansımadığı, satın alma gücünün koruyulamadığı ve fiyat istikrarının kaybolduğu ekonomilerde, büyüme rakamları tek başına refah üretmeye yetmez.

2025 verileri üzerinden hazırlanan ve 2026 yılında yayımlanan güncel endekste 178 ülke değerlendirildi. Ortaya çıkan tablo ise özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde ekonomik kırılganlıkların derinleştiğini gösteriyor. Yüksek enflasyon, artan finansman maliyetleri ve iş gücü piyasasındaki bozulmalar, milyonlarca insanın yaşam standardını doğrudan baskılıyor.

SEFALETİN EN YOĞUN YAŞANDIĞI ÜLKELER

Küresel Tablo Ne Söylüyor?

Listenin üst sıralarında çoğunlukla savaş, siyasi istikrarsızlık, hiper enflasyon ya da devlet kapasitesindeki zayıflamayla mücadele eden ekonomiler yer alıyor. Ancak tabloyu asıl dikkat çekici kılan nokta, aktif savaş yaşamayan bazı ülkelerin de aynı kategoride bulunmasıdır. Türkiye’nin bu ülkeler arasında üst sıralarda yer alması, ekonomik baskının ulaştığı boyutu göstermesi açısından son derece çarpıcıdır.

Tablo 1: Dünyanın En Yüksek Sefalet Skoruna Sahip 10 Ülkesi

Yüksek sefalet skoruna sahip ekonomilerde ortak kırılganlık alanları öne çıkıyor:

• Kontrol edilemeyen enflasyon, 

• İşsizlik ve güvencesiz çalışma, 

• Finansmana erişim sorunları, 

• Gelir dağılımındaki bozulma. 

Küresel karşılaştırmalar aynı zamanda ekonomi yönetiminin toplumsal refah üzerindeki etkisini de net biçimde ortaya koyuyor. Endeksin zirvesindeki Venezuela ile listenin alt sıralarında yer alan düşük sefaletli ekonomiler arasındaki fark yalnızca gelir düzeyiyle açıklanamıyor. Asıl belirleyici unsur; fiyat istikrarı, kurumsal güven ve öngörülebilir ekonomi politikalarıdır. Çünkü sefalet yalnızca yoksulluğun değil, ekonomik istikrarsızlığın da sonucudur.

Özellikle listenin üst sıralarında yer alan ülkelerde kredi faizlerinin çift haneli, bazı örneklerde ise üç haneli seviyelere ulaşması dikkat çekiyor. Bu durum yalnızca bugünkü tüketimi değil, gelecekteki üretim kapasitesini de tehdit ediyor. Finansman maliyetleri arttıkça işletmeler yatırım planlarını küçültüyor, üretim kapasitesi daralıyor ve istihdam üzerindeki baskı büyüyor.

Türkiye Neden Üst Sıralarda?

Hanke’nin 2025 Sefalet Endeksi’nde Türkiye’nin üst sıralarda yer alması, yalnızca olumsuz bir ekonomik sıralamayı değil, uzun yıllardır biriken yapısal kırılganlıkların ulaştığı noktayı da ortaya koyuyor. İç savaş, ağır siyasi kaos ya da devlet........

© 12punto