menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bursa'ya veda, Tekirdağ'a merhaba: Kentler değişir; Planlı, mali disiplinli ve sürdürülebilir belediyecilik anlayışımız kalır

9 1
30.01.2026

Bursa’dan ayrılırken geride bıraktığım şey yalnızca tamamlanmış projeler değil; planlamayı yeniden merkeze alan, mali disiplini kurumsal bir ilkeye dönüştüren ve yatırımları veriye dayalı önceliklerle sahaya indiren bir yönetim anlayışıdır. 2025 yılı, Bursa açısından hizmet üretiminin sürdürüldüğü sıradan bir dönem değil; borçlanma baskısının azaltıldığı, kaynakların rasyonel kullanıldığı ve “önce plan, sonra uygulama” ilkesinin kurumsallaştığı kritik bir eşik olmuştur. Bugün Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevine başlarken, Bursa’da güçlendirdiğimiz bu yaklaşımı; katılımcı yönetişim ve ölçülebilir kamu yönetimi ilkeleriyle yeni görev alanımıza taşımayı temel bir sorumluluk olarak görüyorum.

Kentler, görev sürelerinden çok daha uzun hafızalara sahiptir. Bir kentte üstlenilen sorumluluklar yalnızca yapılan işlerin sayısı veya büyüklüğüyle değil; bu işlerin hangi ilkelere, hangi akla ve hangi vicdana dayanarak hayata geçirildiğiyle hatırlanır. Yöneticiler değişir; ancak geride bırakılan planlama kültürü, mali refleksler ve kurumsal duruş kalıcıdır. Bu nedenle kamu yöneticiliği, yalnızca yapılan işlerin toplamı değil; alınan kararların dayandığı ilkelerin de hesabını verebilme sorumluluğudur.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde Genel Sekreter olarak görev yaptığım süre boyunca bu bilinçle hareket etmeye; geçici çözümler yerine kalıcı zeminler, kişisel tercihler yerine kurumsal ilkeler bırakmaya gayret ettik. Bu anlayışla yürüttüğüm görevimden, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği görevine atanmış olmam nedeniyle ayrılmış bulunuyorum. Bu yeni görevi şahsıma layık görenlere teşekkür ediyor; Güzel Adana ve Yeşil Bursa’da olduğu gibi Tekirdağ’da da bizlere duyulan güveni boşa çıkarmamayı diliyorum.

2025: Sıradan Bir Yıl Değil, Yapısal Bir Eşik

Bursa için 2025 yılı, rutin bir faaliyet döneminin ötesinde; planlamanın uygulamayla buluştuğu, mali disiplinin bir söylem olmaktan çıkıp kurumsal bir refleks hâline geldiği kritik bir eşik olmuştur. Bu yıl, yalnızca hizmet üretiminin sürdürüldüğü bir takvim aralığı değil; karar alma süreçlerinin yeniden tanımlandığı, önceliklerin veriyle belirlendiği ve kamu kaynaklarının daha rasyonel bir çerçevede yönetildiği bir dönemi ifade etmektedir.

Görev süremiz boyunca belediye hizmetlerini, yatırımlarını ve projelerini aksatmadan sürdürürken; güçlü mali disiplin anlayışından taviz vermeden kurumsal kapasiteyi güçlendirmeye odaklandık. Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Bozbey ve tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin daha öngörülebilir, dengeli ve sürdürülebilir bir mali yapıya kavuşması için yoğun bir çaba ortaya koyduk. Ortak akıl, özveri ve kamu sorumluluğu bilinciyle yürütülen bu çalışmaların, kurumumuz adına kalıcı kazanımlar oluşturduğuna yürekten inanıyorum.

Bu süreçte Bursa Büyükşehir Belediyesi yalnızca hizmet üretimini sürdürmekle kalmamış; aynı zamanda mali yapıyı yeniden dengeleyen, şeffaf ve hesap verebilir bir mali yönetim anlayışıyla, mevcut kaynakların ekonomik, verimli ve etkin kullanılması esas alınmış; belediye hizmetlerinin kalitesinin artırılması ve kentin yaşam koşullarının iyileştirilmesi temel hedef olarak belirlenmiştir.

MALİ DİSİPLİN: Tercih Değil Zorunluluk

2025 yılı, Bursa Büyükşehir Belediyesi açısından yalnızca hizmet üretiminin sürdürüldüğü bir dönem değil; mali yapının yeniden dengelendiği, borçlanma baskısının azaltıldığı ve mali disiplinin kurumsal bir ilke hâline getirildiği bir dönüşüm yılı olmuştur. Bu dönüşüm, soyut hedefler veya iyi niyet beyanları üzerinden değil; izlenebilir, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir mali göstergeler üzerinden okunabilmektedir.

Kamu harcamalarında etkinliğin sağlanması ve kamu yatırımlarının kentsel gelişime beklenen katkıyı sunabilmesi, yatırımlardan elde edilen faydanın bütüncül biçimde ölçülmesine bağlıdır. Bu anlayışla 2025 yılı boyunca projelerde, kentin öncelikleri doğrultusunda fayda–maliyet analizine dayalı bir sıralama yapılmış; kaynak kullanımında verimlilik temel belirleyici olarak benimsenmiştir. Amaç, daha az harcamak değil; doğru yere, doğru zamanda ve doğru ölçekte harcamaktır.

Bu çerçevede belediye bütçesinden yapılan harcamalarda üç alanın eş zamanlı olarak güçlendirilmesi zorunlu görülmüştür. İlk olarak, bütçe disiplini ve verimlilik artışı hedeflenmiş; gider azaltıcı uygulamalar, gelir artırıcı ve gelir yaratıcı faaliyetler ile sürdürülebilir borç yönetimi birlikte ele alınmıştır. İkinci olarak, stratejik önceliklendirme anlayışı benimsenmiş; yatırımların gerçek ihtiyaca ve sağladığı toplumsal faydaya göre şekillenmesi sağlanmıştır. Üçüncü başlıkta ise kurumsal yapının güçlendirilmesi ve iyi yönetişim anlayışının yerleşmesi hedeflenmiş; şeffaflık, ölçülebilirlik ve hesap verebilirlik mali yönetimin ayrılmaz unsurları hâline getirilmiştir.

Kurumsal kapasitenin yükseltilmesiyle birlikte, mali disiplinin ve beşeri, fiziki ve mali kaynakların ekonomik, etkin ve verimli kullanımının tüm süreçlerde sürdürülebilirliği güvence altına alınmıştır. Bu yaklaşımın somut sonucu olarak, görevin devralındığı tarihte 12,9 milyar TL olan toplam borç stoku, 2025 yılı sonunda 8,5 milyar TL seviyesine düşürülmüş; yaklaşık 4,4 milyar TL net borç azaltımı sağlanmıştır.

Aynı dönemde hayata geçirilen “Bursa’da Üretiyor, Bursa’ya Kazandırıyoruz” kampanyamızla, vergilerin kentte ödenmesinin teşvik edilmesi sayesinde belediye gelirlerinde de önemli bir artış sağlanmış; hem borç stoku azaltılmış hem de yaklaşık 4 milyar TL bütçe fazlası verilerek 2026 yılına güçlü bir mali ve kurumsal zemin oluşturulmuştur. Ayrıca, mali disiplini esas alan yaklaşımımız doğrultusunda, yatırımların geri dönüş süreleri gözetilerek kiralama yerine satın alma tercih edilmiş; bu sayede daha önce kiralık olan yüzlerce araç ve iş makinesi belediyemizin aktifine kalıcı olarak kazandırılmıştır. Ortaya çıkan bu tablo, Bursa’nın artık niyetlerle değil; plan, veri ve sahadaki sonuçlarla yönetildiğini açıkça göstermektedir.

Planlamanın yeniden merkeze alındığı, mali disiplinin bir söylem olmaktan çıkıp günlük yönetim pratiğine dönüştüğü bu dönem; Bursa adına önemli bir kazanım olmuştur. Bugün görevimden ayrılırken geriye dönüp baktığımda, en büyük başarının; kişilere bağlı olmayan, sürdürülebilir bir mali ve yönetsel zeminin güçlenmiş olması olduğunu görüyorum.

ÖNCE PLAN, SONRA MÜDAHALE: Planlama Kültürünün Yeniden İnşası

2025 yılı, Bursa’da uzun süredir zayıflayan planlama–uygulama ilişkisinin yeniden kurulduğu bir dönemi ifade etmektedir. Bu süreçte temel hedefimiz; planlamayı raflarda kalan teknik belgeler olmaktan çıkararak, karar alma süreçlerinde bağlayıcı bir çerçeve hâline getirmek olmuştur. Çünkü planlama, yalnızca geleceği tasarlayan bir teknik faaliyet değil; bugünün yatırımlarını doğru yere yönlendiren stratejik bir yönetim aracıdır.

Bu anlayış doğrultusunda Bursa Planlama Ajansı’nın kurulması ve 2050 vizyonunu esas alan 1/100.000 ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı çalışmalarının başlatılması, kentin parçalı ve dağınık karar alma pratiğine karşı geliştirilen bilinçli ve bütüncül bir yaklaşımı temsil etmektedir. Planlama süreci, kapalı bir büro faaliyeti olarak değil; kentin tüm paydaşlarını içine alan katılımcı bir yönetişim pratiği olarak ele alınmıştır.

Bu kapsamda; 16 üniversiteden 40 akademisyen, 28 meslek odası, 17 ilçe belediyesi ve kentin farklı aktörlerinin katılımıyla geniş ölçekli bir çalışma yürütülmüş; 835 pafta hazırlanmış, 72 teknik rapor üretilmiş; yaklaşık 500 toplantı ve 80 derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Ortaya çıkan bu tablo, planlamanın yalnızca teknik bir çıktı üretme süreci olmadığını; ortak akla dayalı bir kent sözleşmesi niteliği taşıdığını açıkça göstermektedir.

Ancak asıl belirleyici olan, üretilen belge sayısı değil;........

© 12punto