Seyahat sanattır |
Sadece gezginler için değil tüm profesyonel gezi tasarımcıları için de bir başucu kitabı olacak kült eserini yazmaya bir masa başında değil, yüzyıllar boyunca biriken tozlu bir zaman nehrinin kıyısında başlamıştı. Önünde ne tek bir yol, ne de tek bir çağ vardı; insanlığın adım izleri birbirine karışmış, kimi taşlaşmış, kimi rüzgârla savrulmuş bir halde uzayıp gidiyordu. O ise, bu izlerin her birini parmak uçlarıyla yoklarcasına sabırlı, neredeyse törensel bir dikkatle toplamaya koyuldu.
Her sabahını, büyük bir haritanın önünde duruyormuş gibi geçirirdi: harita, kıtalar ve okyanuslardan çok, merakın kıvrımlarını, göçlerin karanlık koridorlarını, dünyanın görülmeyen yüzlerine doğru atılan o ilk cesur adımları gösterirdi. Yazmayı bir tarihçinin soğukkanlı ölçülülüğüyle değil, bir seyyahın kalp ritmiyle sürdüren bu kişi Löschburg’den başkası değildi.
Seyahat, insanlığın en eski sorusu değil miydi aslında? Gitmek… merak etmek… bilinmeyeni aramak… Alman tarihçi Winfried Löschburg meşhur “Seyahatin Kültür Tarihi” adlı eserinde bu en eski sorunun yanıtını verdi. Seyahat, yalnızca yapılan yolculukların dökümü değil; insan ruhunun yüzyıllar boyunca nasıl göçtüğünün, nasıl değiştiğinin, dünyaya bakışın nasıl dönüştüğünün şiirsel bir haritasıydı.
Evet, seyahat merakla başladı. Bir dönem tacirler dünyada farklı insanların farklı kültürlerin dahası bambaşka bir mirasın olduğunu fark ettiler. Yani temeli ticaret olan seyahatlerle insanlığın dünyayı tanıma süreci ortaya çıktı. İlk büyük keşif yolculukları ise tekerleğin icadıyla başladı. Böylelikle Antik Yunan’ın coğrafya tasvirleri Romalıların organize seyahatlerine karıştı.........