menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

50’lerin Küba’sı

15 0
04.01.2026

Bu yeni yıla Guatemala’da merhaba deme şansım oldu. Bu yazıyı da Antigua, Guatemala’da kaleme alıyorum. Her yeni seyahat farklı heyecanlar, sıra dışı deneyimler ve keşiflerle dolu olduğu kadar beklenmedik sürprizlere, doğal ve sosyopolitik gelişmelere de gebe. Meksika’nın kültürel mirasları ile bir gün önce vedalaşmıştım ki ülkede jeolojik bir deprem hemen ardından da Venezuela’da politik bir depremin haberleriyle sarsıldık. Bu sebeple bu hafta Küba özelinde Güney Amerika’ya değinelim; 50’lerin Küba’sına ve bu topraklarda filizlenen devrim ateşiyle harlanmış bir coğrafyaya..

Guatemala için yola çıkarsanız ülkenin Karayip kıyısındaki tarihi liman şehri PuertoBarrios’u ziyaret etmeyi unutmayın. Garifuna, Maya ve Ladino kültürlerinin etkisini taşıyan Puerto Barrios, kolonyal dönem mimarisi, beyaz kumlu plajları, geleneksel Latin müziği, yerel dansları ve deniz ürünleri mutfağı ile öne çıkar. Muz, kahve ve petrol gibi ürünler de ekonomide kritik bir rol oynar. Hal böyle olunca ABD’li şirketlerin de gözü burada olur ve elbette çoğu Guatemalalı olan Latin Amerikalı işçilerin ağır çalışma şartlarını gözlemleyen genç bir doktorun da.. Tıp eğitimini Arjantin’de alan ve mezuniyetinden sonra Latin Amerika’yı dolaşırken 1953-1954 yıllarında Guatemala’ya gelen o genç Che Guevara’dır.

Hikayemiz de böyle başlıyor. Puerto Barrios’un rıhtımından Küba’nın puro kokan sokaklarına uzanan bu yolculukta 50’lerin Küba’sı ve Küba devriminin izlerini sürüp bu hikayenin nasıl gerçek bir parçası olabiliriz gelin biraz daha yakından bakalım.

50'li yıllardı. Eski bir general olan Batista, Küba'nın devlet başkanı olmuştu. Küba demokrasisi ise daha doğmadan bu yeni başkanın diktatörlüğü ile bitiyordu. Küba ekonomisi çökmüştü. Halk, işsiz ve açtı. Okuma yazma sayısı az olan halkın birçoğu tam olarak ne olup bittiğinin farkında olmasa da Batista diktatörlüğüne karşı küçük çaplı isyan ve ayaklanmalar oluyordu. Bu isyancılar arasında iki kardeş öne çıkıyordu. Fidel Castro ve kardeşi Raul. Öyle ki Batista'ya karşı başarısız oldukları darbe girişimi sonrası Meksika'ya sürgün edileceklerdi. Küba'ya döneceklerdi ve çok geçmedi. Meksika'da bulundukları sırada Guetamala’dan buraya gelmiş olan efsanevi devrimci lider Che Guevara ile tanışmış ve Granma teknesi ile Küba'ya doğru çoktan yola çıkmışlardı. Hikaye yeni başlıyordu. Söz vermişlerdi. Devrimi gerçekleştireceklerdi.. Öyle de oldu. Mücadeleyi kazandılar.........

© 12punto