Kürtler, neden tarihten ders almıyor? |
Üzerinde uzun uzun düşünmek lazım.
Siyaset sosyolojisi ile ilgilenenlerin ama daha çok siyaset psikolojisinin belki de sosyal psikolojinin konusu olabilir.
Gerçekten kuvvetle izaha muhtaç bir vaziyet var ortada.
Kürtlerin, ısrarla ve inatla başta Amerika olmak üzere emperyalist odaklara güvenerek aynı hatayı sürekli tekrarlaması nasıl açıklanabilir?
Her seferinde kullanılıp buruşturulmuş kağıt parçası gibikenara atılıyor olmalarına rağmen bundan hiçbir şekilde ders çıkarmıyorlar.
Nasıl mı?
Gelin kitabın sayfalarını yavaş yavaş çevirelim.
1946'da İran toprakları üzerinde Mahabad Kürt Cumhuriyeti kuruldu. Arkasında Sovyetler vardı. Cumhurbaşkanı Gazi Muhammed, Genelkurmay Başkanı Molla Mustafa Barzani'ydi.
Sovyetler, Amerika ve İngiltere ile yaptığı anlaşmalar sonucu İran’dan çekilince işler karıştı
Destek kalkar kalkmaz Mahabad çöktü, Gazi Muhammed idam edildi. Molla Mustafa Barzani 500 kadar peşmergesiyle Sovyetler Birliği’ne sığındı.
Orada 1947'den 1958'e kadar kaldı. Moskova ve Bakü çevresinde yaşadı. Sovyetler, Molla Mustafa Barzani’yi askeri olarak eğitti, ideolojik olarak rahle-i tedrisinden geçirdi ama aktif siyasi bir proje sunmadı. O vakit, Molla Mustafa Barzani'yi korudu kolladı ama açık biçimde kullanılmadı, sonrasına yatırım yapmayı kafi gördü.
Irak’ta 14 Temmuz 1958'de darbe yaparak monarşiyi deviren General Abdülkerim Kasım’ın kişi genel af çıkarmak ve Molla Mustafa Barzani’yi çağırmak oldu.
Kürt lider Irak'a kahraman gibi döndü.
Sonra?
Bağdat'la temkinli bir ilişki kurdu, Kürtlerin hakları filan gündeme geldi ama somut bir sonuç çıkmadı.
Baktı ki konuşarak olmuyor, nasılsa Sovyetler‘in askeri eğitimini almış peşmergeleri var, 1961’de silahlı ayaklanmaya girişti.
Irak ordusu ile uzun süren çatışmalar başladı.
Bu kez, Sovyet Rusya'ya değil, Amerika, Şah rejimi altındaki İran ve İsrail ile yakınlaştı.
Amacı Bağdat’ı zayıflatmaktı.
Yani, Irak'a karşı emperyalistlerle işbirliği yapıyor, kendi memleketine açık açık ihanet ediyordu.
Hesapta, Bağdat’ı pazarlık masasına zorlayacak ve koparabildiği kadar taviz koparacaktı.
Evdeki hesap çarşıya uymadı, 1975'teki Cezayir Anlaşması kırılma noktası oldu. İran Şahı ile Irak arasında varılan mutabakatla sınır meseleleri çözüldü, karşılığında Tahran, Kürtlere verdiği tüm desteği kesti, Amerika da anında geri çekildi.
Molla Mustafa Barzani, bir gecede tamamen yalnız kaldı.
Kürtleri bir güzel kullanmışlar, sonra gözlerinin yaşına bakmadan Bağdat'taki rejimin insafına terk etmişlerdi.
İsyan çöktü.
On binlerce Kürt, İran sınırına yığıldı. Molla Mustafa Barzani, önce İran’a, sonra Amerika'ya kaçtı.
1979'da Washington’da hakkın rahmetine kavuştu. Ama öncesinde Amerikan Başkanı'na hitaben yazdığı mektup, bir ibret vesikası olarak tarihe geçti.
Mektup, tartışmalı bir belge, yarı yalvaran, yarı sitem eden bir feryattı. Özetle, “Biz size güvendik. Yıllarca sizin çıkarlarınız için savaştık. Şimdi bizi kaderimize terk ediyorsunuz” deniyordu.
Başka bir zaviyeden bu mektup, Kürt siyasetinde stratejik aklın olmadığını tescil eden bir belgeydi.
Molla Mustafa Barzani'nin kuvvet dengesi hesabı yapmadan sadece ahlaki bir yaklaşımla, merhamet beklentisi içinde olduğu aşikardı.
Uluslararası siyasette........