Haddini bilmezliğin ve şımarıklığın kitabını yazıyorlar |
Memleketin gündemi, diyelim Bursa'nın havası...
Öyle hızlı değişiyor ki bu köşeye önce hangi meseleyi yatıracağımızı, neyi vakitlice kaleme alacağımızı şaşırıp kalıyoruz.
Birinden birine yetişmeye çalışırken, bazıları mecburen sonraya kalıyor.
Dışarıda Trump'ın Grönland takıntısı, Amerika'nın Suriye'de Kürtleri satması; içeride iktidarın emeklileri açlığa mahkum etmesi, Özgür Özel'in Kürtçülere yaranma derdiyle müdafaayı hukuk geleneğinden gelen bir partinin başında olduğunu unutup DEM'cilerin kıçına takılması filan derken bu cenahın önde gelen iki ismi, Pervin Buldan ve Sırrı Sakık'ın Meclis'te sergilediği ibretlik performansı ele almayı bugüne kadar erteledik.
Lafı uzatmayalım.
İkisi de Meclis'teki konuşmalarıyla, halleriyle, tavırlarıyla had bilmezliklerinin, şımarıklıklarının hangi noktaya kadar gidebileceğini cümlemize gösterdi.
Ne desek ne söylesek ne yorum yapsak...
Kelimeler artık kifayetsiz kalıyor.
Öyle, “sert dil”, “yüksek tansiyon”, “gerilim” gibi “yumuşak” ifadelerle meseleyi geçiştirmek emperyalizmin uşaklığına soyunmuş, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya yemin etmiş, memleketin temellerine dinamit koymak için aportta bekleyen bu zihniyetin değirmenine su taşıyacağından biz açık açık söyleyelim:
Kelimenin tam anlamıyla siyasi ahlaksızlığın ve ihanetin kitabını yazıyorlar.
Çok iyi biliyoruz, eğer adına “süreç” dedikleri tiyatro sahneye konulmamış olsaydı böylesine bir fütursuzlukla Türk milletini tehdit etme cesaretini gösteremezlerdi.
Nasıl olsa arkalarında ağababaları var.
Her ne kadar Suriye'de YPG'ye güzel bir ayar vermiş olsa da nihayetinde emperyalist efendilerinin kanatları altında olduklarını çok iyi biliyorlar.
Buradan aldıkları cesaretle ve özgüvenle yelkenlerini iyice şişirmişler, BOP'un en kullanışlı aparatı olduklarının farkındalar.
Bugün olmasa bile üç vakte kadar hizmetlerine ihtiyaç duyulacağını bildiklerinden dokunulmazlıklarına halel gelmeyeceğine öyle inanmışlar ki eyvallahları yok, hiç kimseden çekinmiyorlar.
Düne kadar iktidarın ve maalesef CHP'nin de “Aman süreç zarar görmesin” diyerek tehdit dilini normalleştirmesi, hadsizliklerini çok daha büyük cesaretle ortaya koyma fırsatını vermiş oldu.
Bunun altını kalın kalemle çizelim.
Anlaşıldığı kadarıyla “Meclis Başkanvekili” olması da Pervin Buldan'ın pek umurunda değil.
Yüce Meclis'in saygınlığı...
İşin orasına takılmadığı belli. PKK kontenjanından o koltukta oturduğundan çok emin; bu yüzden böylesine pervasızca davranabiliyor.
Genel Kurulu, “tarafsızlıkla” idare edeceği yerde bağırıp çağırıyor.
“Mikrofonunu kapatırım!” diye tehdit........