menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Üstü İslam, altı Vatikan!'

34 0
02.12.2025

Amerikalı Papa 14. Leo geldi, gitti... Tartışması bitmedi.

Baştan sona sembollerle yüklü bir programla ziyaretini tamamlayıp Türkiye'den ayrıldı.

Ama siyaseti de bir güzel karıştırdı.

Haber kanallarından, sosyal medyadan gelişmeleri takip ederken benim aklıma Papa 16. Benedictus’un 2006 yılındaki ziyareti geldi.

20 yıl kadar önceye gidelim.

Papa, Türkiye’ye gelmeye niyet ettiğinde, Atlantik ötesinin rüzgârıyla yelkenlerini şişirmiş siyasal İslamcılar iktidara geleli dört yıl olmuştu. Ordunun, yargının, bürokrasinin… ez cümle adına “devlet” denilen ne varsa tümünün üzerine çökmek için on yıl kadar bekleyeceklerdi. Kimseyi ürkütmemek için rahvan gittiklerinden yurdum insanı başına geleceklerden henüz habersizdi.

Tayyip Erdoğan, dış siyasetin içeriye tahvil edilmesi açısından son derece verimli bir mecra olduğunu daha Başbakanlık koltuğuna oturduğu günlerde fark etmişti. Ama Hariciye’nin yıllar boyunca memleketin alî çıkarlarını merkeze koyarak ilmek ilmek dokuduğu dış siyasetin kritik meselelerine kolay kolay hâkim olamayacağını biliyordu.

Bu mecra; yurdum insanının “vatan, millet” ya da “Allah, din, iman” diyerek hizaya sokulması açısından muazzam fırsatlar sunuyordu fakat o yıllarda Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet refleksi hâlâ güçlüydü ve O da istemeye istemeye frene basmak mecburiyetinde kalıyordu.

İktidar olduktan sonra AB, Kıbrıs meseleleri filan derken yavaş yavaş diplomaside ısınma turlarını tamamlamıştı.

Ama dümeni tamamen eline almak için 2007’nin ne getirip ne götüreceğini görmek istiyordu. Çünkü nisan ayında Cumhurbaşkanlığı, temmuzda da genel seçim vardı. Üstelik aynı tarihlerde AKP’ye açılan kapatma davası sonuçlanacaktı. Eğer bu süreci kazasız belasız atlatabilirse, hele bir de Çankaya Köşkü’ne kendisini ya da Abdullah Gül’ü çıkarabilirse eli son derece kuvvetlenecek ve dış siyaseti istediği gibi yönlendirebilecekti.

İşte böyle bir iklimde, Türkiye’den pek hoşlanmadığı herkesin malum olan 16. Benedictus resmî ziyaret için Ankara’nın yolunu tuttu.

Asıl niyeti İstanbul’da Aziz Andreas yortusuna katılmaktı. Ankara ile pazarlıklar aylar öncesinden başlamıştı. 16. Benedictus, ziyaretin “diplomasi” yönüne pek takılmıyordu. Ama Hariciye’nin Türkiye'ye “Vatikan Devlet Başkanı” sıfatıyla gelmesi ısrarına “evet” dedi. Devletin tepesi bu ziyaretin dini bir kisve altında yapılmasını istemiyordu.

Yine de bütün Katolik dünyasının ruhani liderinin ağzından çıkan her kelime son derece önemli olduğu için Hariciye’dekiler pür dikkat kesilmişti. Türkiye’nin “geçiştirme lüksü” yoktu. Diplomatlar, Papa seçilmeden önce adı hâlâ Joseph Ratzinger iken yaptığı........

© 12punto