Kafesteki ses: Taliban rejimi, ceza hukuku ve Afganistan'daki kadınlarının susturulan çığlığı |
Şiirden Çığlığa
Afganistanlı kadın şair Nadia Anjuman bir şiirinde şöyle der:
“ Bu köşede kafese kısıldım
melankoli ve hüzünle dolu
kanatlarım kapalı ve uçamıyorum
mademki bir Afgan kadınıyım
feryat etmeliyim “
Sonra yine bir başka şiirinde dünyaya şöyle seslenir Anjuman:
“Ağzımı açacak hevesim yok. Ne söyleyeceğim ki?
Anlatsam da anlatmasam da hor görüleceğim bu çağ tarafından
Balı nasıl söyleyeceğim? Dilimde zehre döndü–
Yazık! Gem vurdu ağzıma despotlar
Ağlasam da gülsem de, yaşasam da ölsem de
Kederimi paylaşacak kimsenin olmadığı bu dünya sağ olsun.”
Peki, kimdir bu despotlar, neden şair kendini kafese kısılmış gibi hissediyordu, feryadının arkasında hangi yaşanmışlıklar vardı? Nadia Anjuman 1980 doğumlu, doksanlı yılların ortalarından itibaren Afganistan’ın üstüne kara bulutlar gibi çökmüş olan Taliban zihniyetini yakından tanıdı, kadınlara ve kız çocuklarına uygulanan zulme yakından tanıklık etti. Dolayısıyla dilinin ve kalbinin arkasındaki hüzün, bir zihniyeti işaret ediyordu: Taliban’ı.
Geçtiğimiz günlerde Afganistan’da uygulanacağı belirtilen yeni ceza kanunu gözleri bir kez daha bu ülkeye çevirdi. Afganistan halkına ne söylüyor, nasıl bir ceza sistemi ile ülkeyi yönetmek istiyordu Taliban? Bu soruların cevabını almak için Afgan Mültecileri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Kurucu Başkanı Doktor Zakira Hekmat ile görüştüm. Hekmat’ın gerek yaşadığı deneyimlerle ilgili söyledikleri, gerekse de Taliban rejimi ile ilgili aktardıkları oldukça çarpıcıydı. Zira Hekmat uzun yıllar Afganistan’da yaşamıştı. Ailesi ve yakınları da hala oradaydı.
Hekmat’la olan söyleşimize geçmeden önce yine kendisinin bizlerle paylaştığı “Taliban’ın Ceza Usulnamesi: Giriş ve Temel İlkeler” başlıklı bir rapordan bahsetmek istiyorum. Bu rapor yeni ceza yasasında yer alan bazı kanunların içeriğini ortaya koymakta. Öncelikle raporda, ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasında “İslami Emirlik Mahkemelerinin” sorumlu olduğu belirtilmekte. Öte yandan cezaların uygulanmasında da bir tür kast sisteminin gözetileceği ifade edilmekte. Şöyle ki, Taliban yönetimi, Afgan toplumunu; âlimler ve ileri gelenler; eşraf (kabile şeyhleri ve tüccarlar); orta sınıf; ve en altta yoksullar olarak dörde ayırmış durumda. Usulnameye göre âlimler sadece hâkimin uyarısıyla cezalandırılırken, eşraf uyarı ve mahkemeye çağrılma ile; orta sınıf mahkemeye çağrılma ve hapisle; alt sınıf ise tehdit ve dayak (kırbaç) ile cezalandırılmaktadır (Madde 9).
Bir diğer tartışmalı husus da ta’zirin (Hakim tarafından belirlenen) tüm insanlar tarafından uygulanabilmesine imkân tanınmasıdır; buna göre herhangi bir Müslüman, Allah haklarına ilişkin bir günahın işlenişine tanık olursa ta’zir uygulama hakkına sahiptir (Madde 4).
“Din ve Mezhep ile İlgili Ta’zir Hükümleri” başlıklı kısım ile devam edelim. Burada da dine karşı işlenen suçların nasıl cezalandırılacağı açıkça belirtilmiş. Örneğin Peygamber’e veya diğer peygamberlere hakaret eden kişi için ta’zir cezası ölüm olarak belirlenmiş; ancak kişi tövbe ederse, yine de 6 yıl hapis cezasına çarptırılır denilmiş.
Peki, bir kişi fıkıhçıların görüşlerine uymadığını ya da bunların kabul edilemez bulunduğunu söylerse ne olacak? Ceza yasası bu sorunun yanıtını da vermiş: 2 yıl hapis. Benzer bir hapis süresi Hanefi mezhebinden çıktığını ilan edenlerle ilgili. Buna göre anılan mezhepten çıktığını açıklayanlar 2 yıl hapisle cezalandırılacak. Bunun yanında, bidat yayan veya Ehl-i Sünnet’e aykırı bir inancı propaganda eden ve bu yolla devlete ya da halka zarar veren kişilerin 10 yıla kadar hapis cezasına mahkûm edilebileceği de açıkça belirtilmiş.
Sosyal Alanda Düzenlenen Ceza hükümleri de benzer şekilde kabul edilemez düzenlemeler içeriyor. Örneğin bir kadın dinini terk eder ve daha sonra geri dönerse, müebbet hapis cezasına çarptırılır ve her üç günde bir kırbaçlanır (10 kırbaç) denilmiş.
Bir kadının kocası tarafından vücudunda morarma veya kırık izleri kalacak şekilde dövülmesi durumunda, erkeğe yalnızca 15 gün hapis cezası verileceği de yine bu düzenlemede belirtilmiş. Uzmanlara göre bu hüküm aleni biçimde “aile içi şiddeti teşvik ediyor.”
Kadınlarla ilgili karşımıza çıkan bir diğer madde (34) ise ev içi şiddetten dolayı baba evine dönen kadınlarla ilgili: Buna göre kanun baba evine sığınan kadını suçlu saymakta ve hem kadının kendisini hem de ailesini üç ay hapis cezasına çarptırmaya layık görmekte. Son olarak........