menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadın, İslam ve bakış açısı

17 17
17.11.2025

İnsanın yaşamı, içinde bulunduğu toplumsal koşullardan bağımsız değildir. Değer yargıları, kültürel ve dini kabuller, ekonomik ve politik gerçeklikler bir araya gelerek bireye sınırları belirli bir yaşam alanı sunar. Bu alanın içinde bireyin kendini ne ölçüde var edebileceği ise, başta güç ilişkileri olmak üzere birçok dinamik tarafından yeniden belirlenir. Nihayetinde toplumsal yapının hayat üzerindeki etkisi inkâr edilemez bir güç teşkil eder.

Bu çerçevede odağımızı daraltarak kadının yaşam koşullarına, oradan da bu koşulların dini referanslarla nasıl temellendirildiğine ve İslam’ın kadına bakışının nasıl yorumlandığına yönelelim. “İslam kadına ne diyor?” sorusu, aslında “Müslümanlar İslam’ın kadına dair hükümlerini nasıl anlıyor ve nasıl bir dil kuruyor?” sorusuyla yakından ilişkilidir.

Bu noktada tekil bir söylemden söz etmek mümkün değildir. İslam içinde feminizmle uyumlu yorumlar geliştiren yaklaşımlar da vardır; kadını kamusal alanın dışına iten, onu görünmez sınırlarla çevrelenmiş bir yaşam alanına hapseden görüşler de. Bu yazıda özellikle ikinci yaklaşımın argümanları üzerinde durmak istiyorum. Bu görüş sahipleri, düşüncelerini temellendirirken kimi ayetlere atıf yapsalar da esas ağırlığı Peygamber’e ait olduğu öne sürülen sözlere, yani hadislere yer verirler. Bu hadislerde yer alan ifadeler ise oldukça çarpıcıdır.

Aşağıda örnek olarak sıkça aktarılan bazı hadislerde kadının nasıl konumlandırıldığı görülmektedir.

Kıyafet ve cehennem ilişkisini kuran hadis ile başlayalım isterseniz:

"Ateş ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim: Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onu insanlara vuran insanlar; giyinmiş, çıplak kadınlar ki bunlar Allah'a itaatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu........

© 12punto