Daraltılmış Ümmetler: Din nerede biter, aidiyet nerede başlar?
İnsan, toplumsal bir varlıktır. Davranışları, eylemleri ve hayata bakışı; içinde yaşadığı çevreden bağımsız olarak var olamaz. Bu anlamda birey, yalnızca kendisi değildir; aynı zamanda içinde büyüdüğü çevrenin bir tezahürü, bir çıktısıdır.
Bu çevre; kültür, ideoloji ve din gibi belirleyici unsurlardan oluşur. Peki, insan dine nasıl bakar, onu nasıl görür ve ondan nasıl etkilenir?
Hayata geldiği anda birey, önce mikro bir topluluğun içine düşer: Aile. Dinle ilk temas burada kurulur. Ailenin tanıttığı din, çocuğun tanıdığı ve doğal olarak sahiplendiği dindir. Ardından bu çember genişler; cemaat, tarikat, mezhep gibi halkalar bireyi sarar. En sonunda kişi, hangi çevrenin etkisi altında daha fazla kalmışsa, inandığı ve savunduğu “din” de büyük ölçüde o çevrenin sunduğu din olur.
Ortaya çıkan şey şudur: daraltılmış ümmetler.
Birey dini artık buradan görür. Helal–haram, günah–sevap, hatta tanrı ve hakikat algısını bu dar çember içinde inşa eder. Gelinen noktada yalnızca başka dinler değil, kendi dininden........
