Hangi Yaşlar Bana Ne Getirdi? |
Yaptığınız işi iyi anlamak, kendinizi iyi tanımak ve anlatmak çok ama çok önemli. Yaptığınız işlerde çok iyi olabilir, çok çalışkan ve güçlü bağlar kuruyor olabilirsiniz. Ama kendinizi ve yaptığınız işi anlatırken, dinleyen anlamakta zorlanıyorsa durup yeniden düşünmek şart. Yaptığınız işi, girişim fikrinizi çok net, çok açık; herkesin bir kerede anlayacağı bir forma sokmanız gerekiyor.
Ben ağdalı ve havalı kalıpların konuşulduğu iş dünyasında, düz konuşmayı; kısa cümlelerle kendimi ve işimi anlatmayı tercih ettim. Bana yaptığım işin (Genwise) ilk ne hissettirdiği sorulduğunda verdiğim cevap hiç değişmiyor:
Genwise’da cömertlik temel prensip.
İş bittikten sonra “hadi eyvallah” deyip gitmek yok. “El tutma toplantıları” var; birlikte düşünmek, birlikte üretmek var. Herkesi besleyen bir döngü var. Herkeste bir bilgelik olduğuna inanıyorum. Bazen karşımdakine, kendisinden bile önce ben inanıyorum. Genwise biraz da bu: birbirimizin hayatını doldurmak.
En çok sorulan soru kamplara katılanların yaş meselesi. Önce 40’lar, 50’ler derken; sonra 30’lar ve en sonunda 20’ler… Herkesi kucakladığımız, yaşsız bir kampa dönüştük. Yirmili ve otuzlu yaşlarda kendimizi biraz paralıyoruz. Gözümüz sadece işte, kariyerde. Kırklarda ise dönüp “Ben ne yapıyorum, hayat dediğin bu mu?” diye sormaya başlıyoruz.
Asıl uyanış, farklı yaşlardan ve kuşaklardan beslenmeye başlayınca geliyor. Radarları açıp seni sınırlayan, tek tip arkadaş çevresinin dışına çıktığında yeni yollar beliriyor. Aslında o yollar........