Cebinde mentor mu var?

Yeni bir iş, yeni bir ülke ya da yeni bir rol. Herkesin iş hayatında akıl alabileceği bir “abisi” ya da “ablası” olmalı. Sadece ne yapılacağını söyleyen değil; neyin neden yapılmadığını da anlatan biri. Teknik bilginin yanına, kariyerde asıl farkı yaratan teknik olmayan becerileri ekleyen biri…

Dinleyen, soran, durduran, hızlandıran. Yeri geldiğinde omzuna dokunan, yeri geldiğinde aynayı önüne koyan. Yoksa eksik başlıyorsunuz. Hele ki her şey “ilk kez” yaşanıyorsa. Bu yüzden ilk 90 gün çok kritik. Bu konuda yazılmış onlarca kitap var.

“İlk 90 gün”, “İlk 100 gün” diye aratın; karşınıza sayfalar dolusu kaynak çıkar. Sebebi çok net:

Güzel bir başlangıç, uzun vadeli başarının temelini atıyor. Ama mesele sadece hızlı başlamak değil. Yıpranmadan, yıpratmadan, somut adımlarla başlamak. Bu somut adımlar aslında çok net:

El kaldır.

Sorumluluk al.

Hızlı öğren.

Katkı ver.

Bildiklerini paylaş.

Model bu.

Bugün üniversitelerde çok iyi mentorluk programları var. Ama binlerce başvuru arasından seçilen kişi sayısı çoğu zaman yüzü geçmiyor. Üstelik Anadolu üniversitelerinden gelen gençlerin şansı daha da düşük olabiliyor.

Uzun zamandır aklımda aynı soru dolaşıyordu: Daha çok gence mentorluk ve işe uyum desteği sunabilecek, erişilebilir, pratik ve mobil bir çözüm mümkün mü?

Derken geçen yıl son dönem 3 Genwise mezunumuz (ikisi gençlerden) ve ortağım Zeynep ve Sevgili Sinan bu soruya cesurca el attılar. “Farklı kuşaklar nasıl çatışır?” değil, “Nasıl birlikte iş kurar?” sorusuna verilmiş çok güçlü bir cevap çıktı ortaya.

Adı da tam genç kafası: UPVICO.

“Beni yukarı at; hem işte hem........

© 10 Haber