Ada Notları 3
En önemli değerim özgürlük.
Oysa ada, bir taraftan insana bambaşka özgürlükler verirken, diğer taraftan etrafını ve ulaşımını sularla sınırlar. Belki de özgürlük tam olarak budur; sınırların içinde kendine ait bir hayat kurabilmek.
Adada yaşamın esası basitlik. Canınızın istediği koya giderken arabanın arkasına iki portatif sandalye atmanız yeterli. “Bugün başka bir yerde yiyelim” deseniz bile çok uzun sürmez; yine sevdiğiniz yerlere dönersiniz.
Adada kasmaya, övünmeye, hava atmaya pek rastlamayız. Rastlarsanız da uzun kalmadan o masadan uzaklaşırsınız.
Adanın ritüelleri var. Severseniz, hiç sıkılmadan onların içinde akıp gidersiniz.
Her salı akşamı saat altıda kurulan pazara gidip taze yumurta, sebze ve meyveleri bez çantanıza doldurup eve dönmek gibi. Her hafta pazarda rastlaştığınız uzak komşularla kısa sohbetler etmek gibi. Sabah yürüyüşünden sonra merkezde çay molası verip kahvaltılık simitleri sırt çantanıza koyarak eve dönmek gibi. Yeni sergileri gezmek, hatta açılışlarına katılmak gibi. Eş dostla haftada bir iki kez uzun sofralarda buluşup işi, gücü, bağı, bahçeyi ve çocukların geleceğini konuşmak gibi. Sevdiğiniz farklı dostları üç dört günlüğüne eve davet edip yılın özetini ve bilançosunu birlikte yapmak, uzun sohbetlere dalmak gibi.
Soğuk ama cam gibi denizine günde en az bir kez girmek gerekir
........