Erkeklerin yazdığı, kadınların inanmaması gereken cümleler! |
Dikkatinizi hiç çekti mi bilmiyorum. Dizilerde veya filmlerde görmüşsünüzdür.
Kadınlar ayrılık kararlarını verdiklerinde arkalarını dönüp bakmıyorlar bile.
Çat diye kesiveriyorlar ilişkilerini. Ayrılık travması da onlarda en çok 1 ay sürüyor.
Erkeklerde ise ömür boyu. Erkek ne kadar ilişkiyi yeniden canlandırmak istese de yırtılan dikiş tekrar tutmuyor. Bu anlamda bilinenin tersine kadınların daha rasyonel, erkeklerin ise daha duygusal, saf, anne etkisiyle çocuk kalmış olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü erkekler sanıyor ki anneleri gibi sevgili ya da eşleri de onları affeder.
İşler istediği gibi gitmeyince de yalvarmadan şiddete uzanan süreç başlıyor.
Bu yalvarma ve ağlamaların, elbette sözcükleri, pazarı var. Onlar da bunun yazarlığını, şairliğini yapıyor.
Hatta bazen bizzat yaşadıklarını yazıya ve şiire dökenler de oluyor.
İşte bu ağlak ve sorumsuz erkek tipleri, yazı ya da şiir yazdığında, çizgi roman yayımladığında kadınları kendilerine acındırmaya çalışıyorlar. Öbür kadından yedikleri darbeyi, sevgilinin onu nasıl terk ettiğini ve şimdi nasıl acı çektiklerini anlatıyorlar. Kadının adını asla vermiyorlar.
Adı, sevgili. Böylece, okuduğunuz şeyin gerçekte yaşanıp yaşanmadığına da emin olamıyorsunuz.
Hatta siz de o günlerde aşktan yana dertliyseniz, yazı ilaç gibi geliyor. Kesip saklıyorsunuz.
Peki, bu erkekler, haklı mı? Kesinlikle hayır. Kadını isyan noktasına getiren onlar, canından bezdiren onlar, gereksiz kıskançlık ve kapris yapan, sevgilerini son ana kadar göstermeyen, hatta şiddet uygulayan onlar.
Terk edilince de, feryadı basan, kendilerine acıyan, acındıran yine onlar.
Çünkü anneleri nasıl ki onları terk etmiyorsa sevgilileri de terk........