Özgür Özel Fenomeni: Sadece “Atom Karınca” mı, Geleceğin Lideri mi? |
Türk siyaseti uzun yıllardır güçlü liderlerin gölgesinde şekillendi.
Kimi karizmasıyla, kimi devlet gücünü temsil etmesiyle, kimi toplumsal öfkeyi yönlendirme kapasitesiyle, kimi de kriz anlarında gösterdiği dayanıklılıkla öne çıktı.
Ancak son dönemde Türk siyasetinde daha farklı bir profil dikkat çekiyor:
Gürültüden çok tempo üreten, ideolojik ezberlerden çok refleks geliştiren, klasik lider karizmasından ziyade çalışkanlığı ve sürekli hareket halinde olmasıyla öne çıkan bir siyasetçi tipi.
Özgür Özel bugün tam da bu yeni siyasi profilin en dikkat çekici örneklerinden biri haline gelmiş durumda.
Birçok kişi onu ilk başta geçici bir genel başkan, bir “emanetçi”, Kemal Kılıçdaroğlu sonrası oluşan boşluğu yönetecek bir ara dönem figürü gibi gördü. CHP gibi ağır gelenekleri, sert hizipleri ve bitmeyen iç mücadeleleri olan bir partide uzun süre ayakta kalamayacağını düşünenler az değildi.
Ama zaman ilerledikçe Özgür Özel’in küçümsenecek bir figür olmadığı ortaya çıktı.
Hatta bugün Türk siyasetinin en dikkat çekici fenomenlerinden biri haline geldiği söylenebilir.
“Atom Karınca” Siyaseti
Özgür Özel’in en büyük gücü klasik anlamda karizmatik lider olması değil.
Onun asıl gücü temposu.
Sürekli sahada olması.
Sürekli reaksiyon vermesi.
Sürekli görünmesi.
Siyasi refleks üretmesi.
Tam anlamıyla bir “atom karınca” gibi çalışması.
Türk siyasetinde fiziksel ve zihinsel dayanıklılık çoğu zaman küçümsenir ama aslında belirleyici unsurlardan biridir.
Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun yıllar boyunca rakiplerini yalnızca siyasi söylemle değil, tempo üstünlüğüyle de yıprattığını gördük. Sabah başka şehirde, öğlen başka kürsüde, akşam başka kriz masasındaydı. Muhalefet çoğu zaman bu tempoya yetişemedi.
Özgür Özel’in de son dönemde benzer bir siyasi enerji ürettiği görülüyor.
Meclis kürsüsünde hızlı düşünüyor.
Polemiğe girmekten kaçmıyor.
Meydan dilini giderek daha iyi kullanıyor.
Televizyon ekranında refleksleri kuvvetli.
Rakibin boşluğunu çabuk görüyor.
Mizahı kullanabiliyor.
Sertleşebiliyor ama tamamen kontrolünü de kaybetmiyor.
Ve bunu yaparken klasik CHP elitizminin biraz dışına çıkmayı da başarıyor.
Manisa’dan Gelen Ege Pragmatizmi
Özgür Özel’in siyaseti biraz da geldiği coğrafyanın izlerini taşıyor.
Manisa’dan geliyor.
Ege pragmatizmini taşıyor.
Halkla temas kurma konusunda daha doğal bir görüntü veriyor.
Kendisini ulaşılmaz bir siyasetçi gibi konumlandırmıyor.
Bu nedenle özellikle genç seçmen üzerinde beklenenden daha fazla karşılık bulduğu görülüyor.
Ne tamamen eski CHP devletçiliğinin içine sıkışıyor, ne tamamen kontrolsüz popülizme kayıyor.
Kendi siyasi sentezini oluşturmaya çalışan bir profil çiziyor.
Bu yüzden parti içinde ilk başta “emanetçi genel başkan” gibi görülse de zamanla ağırlığını artırdığı açık.
CHP’nin Geçmişiyle Mücadele
Ancak tam burada asıl mesele başlıyor.
Çünkü Türkiye’de liderlik sadece enerji işi değildir. Özellikle CHP gibi bir partide hiç değildir.
Özgür Özel bugün yalnızca iktidarla mücadele etmiyor.
Aynı zamanda CHP’nin geçmişiyle, travmalarıyla, kırgınlıklarıyla, hizipleriyle ve yıllardır biriken hayal kırıklıklarıyla da mücadele ediyor.
Bu gölgelerin en büyüğü kuşkusuz Kemal Kılıçdaroğlu dönemi.
Kılıçdaroğlu bir taraftan CHP’yi daha geniş toplumsal kesimlerle temas kurmaya çalışan bir çizgiye........