Eskiden ümit aramak için gökyüzüne bakardım, artık dönüp tarihe bakıyorum |
Eskiden ümit aramak için gökyüzüne bakardım, artık dönüp tarihe bakıyorum
Nazım Hikmet, “Delikanlım, iyi bak yıldızlara, onları belki bir daha göremezsin” demişti ünlü şiirinde.
Çocukluğumdan beri ne zaman kendini moralsiz ve kötü hissetsem teselliyi gökteki yıldızlarda buldum.
Yıldızlar ve gezegenler gece gök yüzünde parıl parıl patlarlarken bana kendi dertlerimin ne kadar küçük olduğunu hatırlattılar hep.
Fakat son zamanlarda yıldızlardan çok tarihe baktığımı fark ettim. Hem kendime hem etrafıma moral vermek gerektiğinde artık insanlara tarihi hatırlatıyorum.
Peki ama neden?
Dünyada genel olarak insanlık, Türkiye’de de özel olarak bizler bana soracak olursanız çok özel bir ara dönemi yaşıyoruz.
Bu ara dönem, özgürlüklerin, demokrasi ve eşitlik fikrinin, en önemlisi insan hakları ve hukukun üstünlüğü anlayışının tehdit altına girdiği, hatta ülkemiz dahil çoğu yerde tamamen kaybedilmenin eşiğine geldiği bir dönem.
Belki tam da bu yüzden, mesele kişisel bir can sıkıntısı değil bir bütün olarak insanlığın zor kazandığı bazı değerlerden vazgeçiliyor olması olduğu için uzaklardaki yıldızlar beni teselli etmiyor. Teselliyi insanlığın kollektif bilincinde aradığım için tarihe bakıyorum.
Evet, elbette insan hakları kavramı, kişi veya kişilerin değil hukukun üstünlüğü kavramı, insanların eşitliği ve özgürlüğü kavramları Batı Avrupa ve Amerika’da icat edilmiş kavramlar. Ama insanlığın son 250 yıllık tarihi, bu kavramların dünyanın dört bir yanına yayılmasının tarihi aynı zamanda.
Demek kapitalizm gibi bu kavramlar da, öyle yapay ve tepeden inme değil neredeyse organik olarak ortaya çıkan ve dolayısıyla küresel geçerliği olan kavramlar. İnsanlığın ilerlemesiyle ilgili kavramlar.
Ben insanlığın bu 250 yıllık kazanımlarını bir tarafta Trump, diğer tarafta Putin ve Şi gibi adamlar ortaya çıktı diye bir kenara bırakacağını sanmıyorum. Bu dönem, olsa olsa geçici bir dönem, bir ara dönem olabilir. Tarih yeniden eski rayına girecektir.
Ülkemizi düşünün.
Bugün neredeyse kabile devletine dönmüş durumda bir hukuksuz, kişisel, salt çıkara ve güç ilişkilerine dayalı bir yönetim altında yaşıyoruz.
Bazılarımız bu dönemin kalıcılığı konusunda o kadar kötümser ki, bir daha önümüze seçim sandığı gelip gelmeyeceğinden bile şüpheli.
Bense dönüp tarihe bakıyorum.
Atatürk’e “Padişah........