En olmadık şeyler bile döner bir ucundan siyasete bağlanıverir ülkemizde

Tarihçi Şükrü Hanioğlu uzun yıllardır ABD’deki ünlü Princeton Üniversitesinde çalışıyor.

Hanioğlu’nun bundan 8 yıl önce, 2017’de İngilizce olarak yazdığı çok önemli bir kitap var. ‘Atatürk: An Intellectual Biography’ adını taşıyan bu kitap ancak 2023 yılında Türkçe basılabildi.

Atatürk’e hiç bakılmayan bir açıdan bakan ve bunu da belgeleyen bu görece kısa kitabın Türkçede ikinci baskısı vesilesiyle gazeteci ve tarih araştırmacısı yazar Taha Akyol kısa zaman önce Hanioğlu ile bir söyleşi yaptı, söyleşi Karar gazetesinde yayınlandı.

Söyleşide Hanioğlu Türkiye’nin Atatürk öncesi de dahil modernleşme tarihi içinde pek azımızın aklına gelmiş bir önemli eksikliği söylüyor: Osmanlı aydınları da, Cumhuriyet kurucuları da modernleşmeyi düşünürken işin iktisadi boyutunu pek az merak etmişler, bu konuda pek az bilgiye sahip olmuşlardı. Daha çok işin siyasi tarafıyla ilgilenilmişti.

Marksist literatürde çok geçer ama bu görüşün doğru olduğunu anlamak için Marksist olmak gerekmez, kapitalizmin kurucusu düşünürler de aynı şeyi söylüyordu: Bir toplumda iktisadi ilişkiler altyapıdır ve alt yapı neredeyse her zaman üst yapıyı (buna devlet yönetimi, ülkenin rejimi diyelim bu yazı bağlamında) belirler.

Osmanlı’dan Cumhuriyete ‘memleket kurtarma’ sevdasında olan, bir kısmı ‘memleket kurma’ şansı da elde eden aydınlarımızın içinde 1960’lara gelene kadar neredeyse hiç iktisatçı olmaması, Cumhuriyet’i kuran nesilde ‘iktisatçı’ denen önde gelen kişinin Celal Bayar olması ve onun da iktisatla yegane ilişkisinin bir süre bir bankada katiplik yapmak olması nedense kimseye tuhaf gelmemiş.

Bizim üst yapıyı değiştirerek her şeyi değiştirebileceğimize dair inanç, hepimizi siyasetle fazla haşır neşir olmaya itiyor. Oysa iktisat........

© 10 Haber