Tunus’tan gelen haber bana 2002/728 nolu belgeyi hatırlattı |
Baştan özür dilerim, çok uzun bir yazı olacak, ama derdim de uzun.
Hatta derdimin yanına koyarsanız, bu yazı çok kısa bile kayabilir.
Dün beni en çok etkileyen haber Tunus’tan geldi.
Tunus Müslüman Kardeşler Hareketi’nin eski lideri Raşid el-Gannuşi müebbet hapise mahkum edilmiş.
16 yıl öncesine döndüm.
16 yıl önce, 17 Aralık 2020
17 Aralık 2010…
Tunus Arap Baharı başlıyor.
Ülkeyi 23 yıldır yöneten Zeynel Aibidin Bin Ali Tunus’tan kaçıyor.
Ve o günlerde İslami kimlikli bir siyasetçi yükseliyor.
Raşid el-Gannuşi…
Tunus’un en tanınmış İslamcı-demokrat siyasetçilerinden biri. Uzun yıllar Tunus’ta otoriter yönetimlere muhalefet etmiş,
2011’deki Arap Baharı sonrasında ülkeye dönmüş ve siyasette önemli rol oynamış.
Bir dönem Tunus Parlamentosu Başkanı olarak görev yapmış.
Ennahda Hareketinin en önemli siyasi figürü…
Arap Baharının en güçlü hareketi
Başlangıçta Müslüman Kardeşler çizgisine yakın görünen bir hareket.
Ama 2011 sonrasında Gannuşi o hareketi “muhafazakâr demokrat” bir parti olarak tanımlamaya başlamış.
Bu yeni kimliği ile Ennahda, Arap Baharı sonrası yapılan seçimlerde Tunus’un en büyük siyasi güçlerinden biri haline gelmiş.
İşte bu hareketin efsane ismi Gannuşi…
Şimdiyse Tunus’ta bir tek adam rejimi var
Şimdiyse Tunus’ta bir anlamda “Tek adam rejimi” var.
Ve İslami demokrat akımın öncüsü Gannuşi hapiste.
Tunus Cumhurbaşkanı “Onun hakkındaki kararı bağımsız yargının” verdiğini söylüyor…
Gelin bir bakalım o “Bağımsız” denilen yargının, artık siyasetten çekilmiş bir eski lidere yaptığı zulüme…
2 yılda 4 ayrı dava, 4 ayrı hapis cezası
(*) Bir mahkeme 2024’de “Yasadışı yabancı finansman” suçlamasıyla ona 3 yıl hapis verdi.
Yetmedi…
(*) Bir başka mahkeme 2025’de “Devlet güvenliğine karşı komplo” suçlamasıyla 14 yıl hapis verdi.,
Yetmedi…
(*) Bir başka mahkeme “Instalingo” adlı bir medya şirketinin üzerinden manipulasyon ve kara para aklaması yapıldığı gerekçesiyle 22 yıl hapis verdi.
Yetmedi…
(*) Önceki gün, yani 3 Haziran’da “Gizli yapılanma” iddiasıyla müebbet hapis verdi.
Hayret…
Demek ki Müslüman ülkelerin “Bağımsız yargıları” neredeyse birbirinin “Copycat’i” aynı davaları açıyormuş
Rejimin güçlü adama, ‘Ben değil bağımsız yargı’ diyor
Tunus Devletinin başındaki “Seçilmiş tek kişilik rejim”, bu kararların hepsini “Bağımsız Yargının” verdiğini söylüyor.
Aynı şey Mısır’da Mursi’nin başına da gelmedi mi?
Onu da “Bağımsız yargı” vermişti.
Gannuşi, islami hareketler içinde en yumuşak liderlerden biriydi.
Ennahda’yı Müslüman Kardeşler hareketinin etkisinden kurtarıp, “Çok partili demokrasi, seçimler ve koalisyon” anlayışı içinde bir çizgiye sokmuştu.
Ve 2016’da “Siyasi faaliyetler ile dini faaliyetleri ayırdığını” ilan etmişti.
Tunus’un “Bağımsız yargısı” 4 ayrı dava ile işte bu insanı hayatının sonuna kadar hapise gönderdi.
Tek adam rejimleriyle demokrasi birlikte yürüyebilir mi?
Tunus, Müslüman dünyasında Türkiye’den sonra bana en fazla umut veren ülkeydi.
Bakın “Tek adam rejimine” geçince, sonuç bu oldu.
Hayatım boyunca, “İslamla demokrasi yan yana yürümez” tezine karşı çıktım.
Safça olsa da bugün hala yürüyebileceğine inananlardanım.
Ama artık şuna daha çok inanıyorum:
“Tek adam rejimleriyle demokrasi yan yana yürümüyor…”
Trump olayı da bize şunu gösterdi.
“Tek adam rejimlerinin ilk yıktığı kale Adalet ve yargı oluyor…”
24 yıl önce bizim mahalleden esaslı dayak yediğim iki yazı
2002 yılı…
AKP kurulmuş. Kuruluş Beyannamesini yayınlamış.
2002 Seçim Beyannamesi açıklanmış.
İki metini de çok dikkatle okumuş ve çok beğenmiştim.
AKP’nin yeni genel merkez binasına gidip, orada Genel Başkan Erdoğan’la sohbet etmiştim.
Her şeyi çok modern ve umut verici bulmuştum.
Dönüşte iki yazı yazdım; gözlemlerimi ve duygularımı........