Tehlikeli İlişkiler Üzerine… Özel Yaşamdan Siyasete Sinsilik |
İnsan istediğini açıkça elde edemediğinde ya da elde etmeye cesaret edemediğinde, amaç ortadan kalkmaz; yalnızca yöntem değişir.
“Sinsilik” bu değişimin adıdır.
Sinsilik, ‘doğrudan saldırmak’ yerine ‘dolaylı yolları’ tercih eder.
‘Yüzleşmek’ yerine konuyu dolaştırır, söylemek yerine ima eder, savaşmak yerine oyun kurar.
Gücünü ‘açıklıktan’ değil ‘belirsizlikten’ alır.
Belirsizliği, mesela ‘muğlak’ ile birlikte bugün ‘zamanın ruhu’ olarak bir formül gibi kabule çalıştıran ‘yalancı teoristlere’ dikkat etmemiz lazım. Neyin peşinde olduklarından emin olabilmek güç.
Bu yüzden ‘sinsilik’ için yalnızca bir ‘karakter kusuru’ diyemeyiz.
Sinsilik, aynı zamanda ‘insanın güçle kurduğu ilişkinin’ bir biçimidir.
Pierre Choderlos de Laclos’nun Tehlikeli İlişkiler romanı, bu ilişkinin edebiyattaki örneklerinin herhalde en önemlisi gibi okunabilir.
Romanın merkezindeki Vikont de Valmont ile Markiz de Merteuil, yalnızca başkalarını aldatan iki aristokrat değildir.
Onlar, ‘gücü dolaylı yollarla kullanmanın’ ustalarıdır.
Onları tehlikeli kişiler yapan da budur.
Roman boyunca neredeyse hiç kimse istediğini açıkça istemez.
Aşk, ‘aşk olarak’ söylenmez; bir ‘stratejiye’ dönüşür.
İntikam, intikam olarak ilan edilmez; bir baştan çıkarma hikâyesinin içine gizlenir.
“Nüfuz”, açık bir talep olarak değil, insanların kararlarını ‘görünmez biçimde yönlendirme becerisi’ olarak ortaya çıkar.
Merteuil’in roman boyunca tekrar tekrar vurguladığı bir düşünce........