Tarihe Müdahale Etmenin Cüreti

Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir, derler.

Bana sorulursa, bu söz tarihin yalnızca kötü niyetli insanların yarattığı felaketlerle dolu olmadığını anlatıyor.

İnsanlar çoğu zaman kötülük yapmak için değil; bir şeyi kurtarmak, düzeltmek ya da önlemek için harekete geçiyor.

Fransız Devrimi bir sınıf mücadelesiydi ama öncüleri özgürlük istiyordu.

Rus Devrimi’nin inançlı kadroları eşitlik istiyordu.

Pek çok reformcu toplumunu geliştirmek istiyordu.

İttihatçılar da çökmekte olan bir devleti kurtarmaya çalıştıklarına inanıyordu.

Bu örneklerin hiçbiri yalnızca iktidar hırsıyla açıklanamaz.

Çünkü insan bazen güç elde etmek için değil, müdahale etmemeyi vicdani olarak kabul edemediği için harekete geçer.

Kendisini olup bitenlerden sorumlu hisseder.

Bir şey yapması gerektiğine inanır.

Fakat burada tarihsel eylemin en karmaşık unsuru ortaya çıkıyor:

İnandırılma.

İnsan çoğu zaman çıkarı için değil, doğru olduğuna ikna edildiği için hareket eder.

Bir fikre, bir davaya ya da bir kurtuluş hikâyesine bağlanır.

Kendisini yalnızca haklı değil, gerekli görmeye başlar.

Sorun da burada başlar.

Çünkü bir insanın kendi hayatıyla ilgili bir konuda ikna olması başka şeydir; başkalarının hayatını etkileyecek bir konuda ikna olması başka şey.

Bir kararın sonuçlarını milyonlar taşıyacaksa mesele yalnızca ikna olmaktan çıkar.

Aydınlatılma hakkına dönüşür.

Bir toplumun geleceğini değiştirmeye talip olanlar yalnızca destek istemez; neyi neden önerdiklerini, riskleri ve bedelleri de açıklamak zorundadır.

Çünkü aydınlatılma bir lütuf değil, haktır.

Sorular........

© 10 Haber