menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurdun öfkesi, yılanın sinsiliği

17 0
04.05.2026

Büyük romanlarda, kimlik kopuşu yaşayanların en ürkütücü durumu, eski halini bilenleri unutmaları değil, o kişilerin kendisini hatırlamasından duyulan rahatsızlıktır.

Bu iç huzursuzluğu bir ‘kurt öfkesi’ gibi yüzünüze patlayabilir, ya da ‘ağır bir sinsilik’ olarak kuytuda bekleyebilir.

İnsan, değişir ama her değişim kuşkusuz bir kopuş sayılamaz.

“Değişerek devam etmek” mümkündür, Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre.

Kopuş, çoğu zaman bir ‘tercih’ ile olur. Bunun tedirginlikle beraberliği kaçınılmazdır.

Çünkü o tercih, insanın ‘kendi’ ile ‘hikâyesi’ arasına mesafe koyduğu anda başlar.

Balzac’ın dünyasında yükselmek, yukarı çıkmak, bir geçmişi geride bırakmaktır…

Goriot Baba’daki sert gerçeklik, bir ‘merdiveni’ işaret eder:

Tırmanan kişi kendinden uzaklaşmak için birilerinin üzerine basıyordur.

Bu, hem sınıfsal bir hareket hem de bir hafıza silme pratiği.

Aslında ‘geride bırakılan şey’ geçmiş değil, insanın kendisidir.

“Ne oldum” hali çoğu zaman bir zafer gibi anlatılsa da, anlatının içinde gölge gibi dolaşan bir huzursuzluk vardır.

İnsan kendi geçmişine yabancılaştıkça, kendine tanıklığına da güvenemez hale gelmiştir.

Şunu bir tedirginlik olarak hisseder:

Onu gerçekten tanıyan........

© 10 Haber