Herkes Konuşuyor Kimse Dinlemiyor

Modern zamanların en büyük yanılsamalarından biri, galiba konuşmanın çoğalmasını özgürlük sanmak oldu.

Zannediyorum ki, insanlık hiçbir zaman bu kadar çok konuşmamıştı.

Lakin, düşünmenin yerini otomatik tepkilerin aldığı da artık bariz.

Bana sorulursa, bu bir çöküşün belirtisi.

Zirveler yapılıyor, bildiriler yayınlanıyor, paneller düzenleniyor, acil toplantılar ardı ardına geliyor.

Lâf var, ilaç için bir karşılığı yok.

Tepki var, üstlenilen hiçbir sorumluluk yok. Kuru gürültü var, vicdan yok.

Elias Canetti, Kitle ve İktidar’da iktidarın en ilkel refleksini tarif eder: Susturmak.

Bu artık adamakıllı başını alıp giden bir rejim: Dinlememe Rejimi.

İklim krizine bakalım.

Bilim insanları on yıllardır aynı şeyi söylüyor; geri dönüşsüz eşiğe yaklaşıyoruz.

Raporlar yayınlanıyor, ölçüm grafikleri yapılıyor, ama felaketler artıyor.

Azmanlaşmış güç merkezlerinde hâlâ “denge”, “büyüme”, “rekabet” kelimeleriyle konuşuluyor.

Burada bir bilgi eksikliği yok; burada bilinçli bir duymama hâli, kararlılığı var.

Çünkü, Dinlemek, ekonomik düzeni sarsacağı için erteleniyor.

Sonuç: Seller, yangınlar, kuraklıklar…

Ve yine konuşmalar.

Enkaz konuşmaya başlamadan önce, kimse gene hiçbir şeyi dinlemiyor.

Gazze’den Ukrayna’ya, Sudan’dan Yemen’e uzanan savaş hattında aynı tablo var.

Daha üç gün önce, yıllardır “bizim oğlanlar”ıyla başka ülkelere müdahaleyi kendine hak edinmiş, borç içinde bir eşkıya devlet, bu kez petrol yataklarının üzerinde uzanmış yabancı bir devlet başkanını, yatak odasına girip eşiyle esir alıyor.

Tuhaf bir mahlûka dönmüş insanın, rahatı kaçmasın diye, bu zülü bile lâfazanlıkla........

© 10 Haber