Eksilen İnsan

Yalnızlar Rıhtımı (1959) Çolpan İlhan, Sadri Alışık

Bir süredir, insanlığın yanıltıcı düşüncelerle, cazip önerilerle ve ustaca üretilmiş algılarla tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar “oyalandığını” düşünüyorum.

Bu ‘oyalama’ kaba propaganda yöntemleriyle yapılmıyor.

İnsanlara sürekli yeni meşguliyetler sunuluyor.

Bir sorunun kaynağına bakmak yerine sonucu konuşmaları, bir yaranın neden açıldığını araştırmak yerine üzerine yapıştırılan bandaja odaklanmaları teşvik ediliyor.

Sistemin yakından izlediği yeni bir çalışma alanı bu. 

Böylece dikkatimiz hiç durmadan bir konudan diğerine taşınıyor.

Sorular değişiyor.

Gündemler değişiyor.

Kelimeler değişiyor.

Ama insanın temel sıkıntıları yerinde duruyor.

Yalnızlık duruyor.

Anlamsızlık hissi duruyor.

Aidiyet arayışı duruyor.

Sevilme ve anlaşılma ihtiyacı duruyor.

Günde üç filme gittiğim yıllarda, Ömer Lütfü Akad’ın “Yalnızlar Rıhtımı”ındaki Attila İlhan’ın melankolik şarkı sözlerini kaç kez izledim, hatırlamıyorum. 

“Bir ben miyim perişan?

Gecenin karanlığında

Yosun tuttu gözlerim

Yalnızlar rıhtımında

Bir ben miyim perişan?

Gecenin karanlığında

Yosun tuttu gözlerim

Yalnızlar rıhtımında…”

O tür filmleri tek başıma seyrederken, “yalnızlık” denilen duygunun bir sistemik sonuç olduğunu hissetmeye, aşık olmak üzerine düşünmeye başlayan bir lise öğrencisiydim.

Belki de bu yüzden Çin’den gelen yeni bir haber çok ilgimi çekti.

68 dönemi dostlarından, o vakitler Mao’nun görüşlerine yakınlığı olan kıymetli bir arkadaşımın gönderdiği o habere göre, Çin’de gittikçe büyüyen, milyarlarca dolarlık bir “kiralık arkadaş” sektörü oluşmaktaymış.

İnsanlar birlikte yürümek, yemek yemek, sohbet etmek ya da “yalnız kalmamak” için parasını ödeyerek “arkadaş” kiralıyorlarmış.

Aynı dönemde evlilik sayıları düşüyor.

Doğum oranları geriliyor.

Nüfus küçülüyor.

Devlet insanları evlenmeye teşvik ediyor ama insanlar ikna olmuyor.

Çünkü mesele ‘ekonomik teşviklerden’ daha derinde.

Mesele, “insanın hayat karşısındaki hissiyatında”.

Bu haber bana yıllar önce izlediğim An Elephant Sitting Still adlı, uzunluğu dört saat olan bir Çin filmini hatırlattı.

Filmde herkes birbirine yakındır ama kimse birbirine ulaşamaz.

Aynı şehirde yaşarlar.

Aynı sokaklarda........

© 10 Haber