Barut Sıcağı

Çanakkale’de sıcak bir ağustos gecesi.

Bu gece beni uyutmayan o mu, bilmiyorum.

Boğaz karanlık.

Balkondan bakınca suyun nerede başlayıp nerede bittiği belli değil.

Arada yalnızca uzak bir ışık.

Bir gemi geçiyor.

Ya da bir balıkçı ağlarıyla uğraşıyor.

Karanlığın içinden genç bir ses fısıldıyor sanki.

Hey onbeşli onbeşli…

Ses kesiliyor.

Sonra bir başkası:

Ana, ben gidiyorum, düşmana karşı, diyor.

Bir sınıfın boş sıralarını görüyorum.

Bir lisenin o yılı atlamış mezuniyet listelerini.

Sonra yine uyumayan denizin sesi.

Karşı kıyıdan ulaşmış bir haber gibi.

Birbirini hiç tanımayan insanlar vardı orada.

Aynı gecenin içinde.

Karşı siperlerde bilinmeyeni bekliyorlar.

Biri annesini düşünüyor.

Biri evini.

Biri sabahı.

Bir insanın, hiç tanımadığı başka bir insanı öldürmek için beklemesi.

Böylesi sıcak bir gecede neden ürperir insan?

Arada esen........

© 10 Haber