menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kupadan Fazlası: Spor, Özgüven ve Hayata Hazırlık

22 0
01.03.2026

Dünyanın hızlandığı, dikkat süresinin çok kısaldığı, gençlerin performans baskısı altında büyüdüğü bir çağdayız. Başarı daha erken yaşta ölçülüyor, kıyas daha erken başlıyor, vazgeçmek daha kolay hale geliyor. Bazen daha başlamadan pes ediliyor.

Tam da bu yüzden sporu yeniden konuşmamız, yeniden gündeme getirmemiz gerekiyor.

Çünkü bazı şeyler anlatılarak değil, yaşanarak öğreniliyor. Spor da onlardan biri.

Spor sadece kas inşa etmez.

Karakter inşa eder.

Hız öğretmez sadece.

Beklemeyi öğretir.

Kazanmayı öğretmez sadece.

Kaybedince yola devam edebilmeyi öğretir.

Özgüven Doğuştan Gelmez

Özgüven bir duygu değildir.

Bir kas hafızasıdır.

Tekrarla gelişir.

Disiplinle güçlenir.

Bir çocuk sabah erken kalkıp antrenmana gidiyorsa, soğukta bekliyorsa, yeniliyorsa ama ertesi gün yine salona dönüyorsa…

O çocuk her gün özgüven inşa eder.

Çünkü özgüven, “Ben harikayım” demek değil, “Zorlandım ama devam ettim” diyebilmektir.

Disiplinin Sessiz Eğitimi

15 yaşında tekvandoya başladım. Bütün çevrem şaşırdı. Şiddete karşı biriyim ama Uzak Doğu sporlarının “vücut ve zihin disiplini” olduğuna dair bir cümle okumuş ve çok merak etmiştim.

Bir yıl içinde siyah kuşak oldum.

Ama asıl kazandığım kuşak değil, zihinsel dayanıklılıktı.

Sabah 5’te kalkmayı, soğuk zeminde ısınmayı, müsabaka öncesi kalp atışımı kontrol etmeyi öğrendim.

Sonra basketbol.

Sonra tenis.

Sörf.

Yelken.

Kayak.

Her spor aynı şeyi öğretti:

Çalışırsan gelişirsin.

Sabredersen güçlenirsin.

Yalnız kalırsan kendinle tanışırsın.

Duygun geçicidir.

........

© 10 Haber