menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hak Ediş Yanılgısı

35 0
05.03.2026

Uzun yıllar hayatımı yöneten görünmez bir cümle vardı: “Bunu hak ediyorum.”

Çalışıyorum. Üretiyorum. Koşturuyorum.
Londra’nın temposu kimseye merhamet etmez; ben de kendime merhamet etmiyorum.

Sabah toplantıları, öğle tadımları, akşam açılışları, gece yarısı uçuş yemekleri…

Gazetecilik dışarıdan bakıldığında renkli bir dünyanın kapılarını aralıyormuş gibi görünür. Davetler, lansmanlar, açılışlar, seyahatler, röportajlar… Oysa işin gerçeği daha karmaşıktır. Önünüze gelen her gündemi takip etmek zorundasınızdır. Her çağrıya kulak vermek, her davete icabet etmek, her hikâyeyi dinlemek… Çoğu zaman sadece izlemek değil, orada bulunmak gerekir. Geri çevirmek bazen mesleki bir risk gibi hissedilir. “Ayıp olmasın” diye katıldığınız çok davet olur. “Emeğe saygı” diye destek olursunuz. Ve fark etmeden kendi sınırlarınızı esnetmeye başlarsınız.

Ve sonra kendinizi ödüllendirirsiniz.

Uzun bir günün ardından şekerli bir tatlı…
Beyaz unlu bir hamur işi…
Kremalı bir kaçamak…

Yoruldum. Başarılıyım. Çalışıyorum
Elbette bunu hak ediyorum.

Bugün geriye dönüp baktığımda, o cümlenin bir ödül değil, bir tuzak olduğunu görüyorum.

Görünmeyen Yorgunluk

Son yıllara kadar sağlıklı yaşam konusundaki farkındalığımın olması gereken yerde olmadığını bugün açıkça kabul ediyorum. Şeker, beyaz un, süt ürünleri… Hepsi hayatımın doğal ve sorgulanmayan parçalarıydı. Metabolizmamızı, hormonlarımızı ve enerjimizi nasıl etkilediklerini gerçekten bilmiyordum. Belki de daha dürüst olmak gerekirse, bilmek istemiyordum.

Çünkü “hak ediyordum.”

Modern şehir hayatı bu cümleyi çok seviyor.
Reklamlar da seviyor.
Endüstri de seviyor.

Yoruldun mu? Hak ettin.
Stresli misin? Hak ettin.
Başardın mı? Kutla, hak ettin.

Ama kimse şu soruyu sormuyor:
Gerçekten neyi hak ediyoruz?

Geçici bir tatmin mi?
Yoksa uzun vadeli bir sağlık mı?

Aynadaki........

© 10 Haber