Fransızlar Neden Çok Yemesine Rağmen Şişmanlamaz? |
Yemeyi, içmeyi ve gezmeyi çok seviyorum. Ama asıl sevdiğim şey, gezerken öğrenmek.
Fransa’da yaşamaya başladığım ilk aylardan itibaren fark ettiğim en temel şey şu oldu: Burada yemek, günün arasına sıkıştırılmış bir ihtiyaç değil; günün kendisi.
Ne yediğiniz kadar, nerede, kiminle ve hangi ruh hâliyle yediğiniz de önem taşıyor. Belki de bu yüzden Fransızlar; tereyağı yerken, peynirden vazgeçmezken, şarap içerken hâlâ zayıf kalabiliyor.
Güney Fransa’da , Nice, Antibes, Menton ve Saint-Paul-de-Vence çevresinde yaşarken, bunu her gün net biçimde gözlemliyorum. Sofra, yalnızca yemek yenilen bir yer değil; hayatın bilinçli olarak yavaşlatıldığı, keyif alınan bir durak hâline geliyor.
İşte bire bir yaşadıklarımdan süzülen, Fransızların yeme-içme alışkanlıklarını farklı ve sürdürülebilir kılan nedenler…
Nice’te saat 12.00’yi geçti mi sokakların ritmi değişiyor. Esnaf dükkânlarını kapatıyor, ofisler boşalıyor. Öğle yemeği aceleye getirilmiyor .
Daube provençale, boeuf bourguignon ya da sade bir steak-frites… Masaya oturuluyor ve zamanın yavaşça akmasına izin veriliyor.
Akşam yemeği ise çoğu evde 20.00’den önce başlamıyor. Sofrada gün anlatılıyor, şarap açılıyor, tabaklar yavaş yavaş geliyor. Yemek,........