“Sadece kahve” diyenlere küçük bir itirazım var
Bunu mutlaka duymuşsunuzdur.
Ben de duydum. Hem de defalarca.
Hatta itiraf edeyim, bu cümleyle hiçbir zaman aram iyi olmadı.
Çünkü bazı şeyler “sadece” değildir.
Kahve de öyle.
Geçen gün Londra’da bir kitapçıdaydım.
Hani şu insanın içeri girip kaybolduğu kitapçılardan.
Bir raf dikkatimi çekti.
Kahve.
Sadece kahve.
Ama raf dolusu kitap.
Evde en iyi kahve nasıl yapılır…
Kahvenin psikolojisi…
Kahvenin sosyolojisi…
Kahve ve ritüel…
Bir an durdum.
Dedim ki:
Dünya başka bir yere gitmiş.
Ben kahveyi severim.
Ama öyle “kahve bağımlısıyım” diyecek kadar değil.
İyi bir kahve bulursam içerim.
Keyfini çıkarırım.
Benim için kahve biraz durmak demek.
Ama o gün kitapçıda şunu fark ettim:
Bazıları için kahve, durmak değil.
Bir yolculuk.
Sonra Lal Talay geldi aklıma.
Yeni medya uzmanı. Çok parlak bir genç.
Dört dili neredeyse ana dili gibi konuşuyor.
Ama beni en çok etkileyen bu değil.
Kahveye olan yaklaşımı.
Onun için kahve bir içecek değil.
Bir dünya.
O anlattı:
“Üniversite yıllarımda Alsancak’ta third wave kahvecilerin........
