Sevgili günlük…

30 Aralık, İstanbul

Hava iyice soğudu. Yıl sonu olduğunu hissedelim diye sanki. Dün ilk TİK’e girdim. İlkine girmediğim için teorik olarak ikinci TİK. Zekiye Hoca ve Bergen Hoca neredeyse tamam derlerken, Necati doktora tezi böyle olmaz diyerek hizaya soktu hepimizi ve neleri değiştirmem, nasıl bir yol izlemem konusunda çok iyi tavsiyelerde bulundu. Necati’nin çok iyi felsefe hocası olmasının da nedeni bu işte.

FluTV’de DSM 5 ile ilgili bir program yapacağım. Psikolog bir arkadaşımla birlikte. Sponsor bulmak lazım böyle bir program için. İlâç firmalarından biri belki destek olacaktır. Göreceğiz.

Oktay Rifat’ın ‘Denize Doğru Konuşma’ kitabını elimden düşüremiyorum bu günlerde. Yılın son süsü elbette bu kitaptan olacak. “Ne güzel ölüler vardı bir vakitler, / yüzler, şimdi dirilerin bile çaydanlığı boş, / omuzları sarkık ceketler içinde, / çayırdaki evlerinin gözleri kör (…)” diyor bir yerde. İçim acıyor ve coşku doluyorum gerçek şiirle karşılaştığımda. Benim de masanın başına oturup kanırta kanırta şiirle uğraşasım geliyor. Sonra hayat bana kendini hatırlatıyor.

Ait olduğumuz şehri gerçekten de........

© 10 Haber