menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bill Gates’e göre yapay zekâ işimizi elimizden alacak

41 0
04.09.2026

Bill Gates birkaç gün önce, ilk kez 2017’de dile getirdiği görüşünü yineleyerek yapay zekânın ve robotların vergilendirilmesi çağrısında bulundu. Gerekçesi basit: Bir şirket çalışan istihdam ettiğinde ücret üzerinden vergi ve sosyal güvenlik yükleri doğuyor. Aynı şirket çalışan yerine yapay zekâ veya robot kullandığında ise vergi ve sosyal güvenlik yükü doğmadığı gibi, yapılan harcama kazançtan indirilebiliyor. Mevcut vergi sistemi böylece çoğu durumda insan çalıştırmak yerine makine kullanmayı daha avantajlı hale getiriyor.
Gates, alınacak verginin otomasyona geçişi bir miktar yavaşlatabileceğini, işini kaybedenlerin yeniden eğitilmesini ve sosyal güvenlik sistemini finanse edebileceğini düşünüyor. Ayrıca bazı işlerin yalnızca insanlara ayrılmasını öneriyor. Özellikle bakım, eğitim ve ruh sağlığı gibi alanlarda insan ilişkisinin tamamen ortadan kalkmaması gerektiğini savunuyor.
Bill Gates’in bu önerisinin arkasında artık pek de uzak görünmeyen bir endişe var: Yapay zekâ insanlara yardımcı olmakla yetinmeyip onların yerini almaya başlarsa ne olacak?

İşsizlik devletlerin de gelirini azaltıyor

Teknolojik işsizlik yalnızca işini kaybeden kişiyi etkilemiyor. Çalışanların sayısı veya ücretleri azaldığında gelir vergisi ve sosyal güvenlik primleri de azalıyor. İnsanlar daha az harcama yaptığı için KDV ve ÖTV gelirleri de düşüyor. Buna karşılık işsizlik yardımı, mesleki eğitim ve diğer sosyal desteklere duyulan ihtiyaç artıyor.
Özetle devletin geliri azalırken gideri yükseliyor.
Bill Gates’in robotlardan ve yapay zekâdan vergi alınmasını istemesinin temelinde bu çelişki de var. İnsan emeğinin yerini alan sermaye daha hafif vergilenirken, işsizliğin toplumsal maliyetini herkes üstleniyor.
Geçmişte “yeni işler” bulundu, ama ne zaman?
Yapay zekânın işsizlik sorunu yaratabileceği endişesine karşı ilk öne sürülen argümanlardan biri önceki sanayi devrimlerinde de bazı işlerin ortadan kalktığı, fakat zamanla yeni, hatta daha nitelikli işlerin ortaya çıktığı. Argüman doğru, fakat önemli bir hususu atlıyor: O “yeni işler” hemen değil, bir geçiş döneminin ardından ortaya çıktı.
Bu sancılı geçiş dönemlerinin en bilinen örneklerinden biri Ludditelerdi. Birinci Sanayi Devrimi sırasında, 1811-1816 yılları arasında İngiltere’de ortaya çıkan bu işçi hareketi, özellikle tekstil makinelerinin işlerini ve ücretlerini tehdit ettiğini düşünen dokumacılardan oluşuyordu. Tepkilerini yeni makineleri kırarak gösteren Ludditeler bugün dahi “teknolojiyi anlayamayan ve ilerlemeye karşı çıkan bir topluluk” oldukları için eleştiriliyorlar. Oysa, tarih Ludditelerin endişelerinin haksız olmadığı net bir şekilde gösterdi. Daron Acemoğlu ve Pascual Restrepo’nun da çalışmalarında aktardıkları üzere, İngiltere’de Birinci Sanayi Devrimi’nin ardından emeğe duyulan talebin ve ücretlerin artması yaklaşık 80 yıl sürdü. Aradaki dönemde yoksulluk büyüdü ve çalışma koşulları ağırlaştı. Makineler........

© 10 Haber