We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Gülümsemesi bize kaldı

61 70 400
13.02.2018

“Taşı delen damlaların şiddeti değil, sürekliliğidir.”

Latin atasözü

Bugünlerde, çocukluğundan yorulmuş gibi ruhum.

Yaralı ve tedirgin.

Sabahın eşiğinde, kuru ayazlara kulak veriyor kalbim.

Ne vakit gelecek o müphem karanlık, hangi kapıyı destursuz çalacak, nasıl hoyratça davranacak?

Hangi güzel insanı en ince, en kırılgan yanından ele geçirecek; alıp götürecek aramızdan, kestiremiyorum.

* * *

1990’lı yıllardı.

Kdz.Ereğli-İstanbul arasında mekik dokurken her seferinde geçerdim o yoldan.

Dilderesi Tüneli’nden İstanbul yönünde çıkıp arabayı aşağıya doğru saldığımızda heybetli, kirli gövdeleriyle üzerimize üzerimize gelen fabrikaları görürdük.

Vadiyi kaplayan zehir bulutunun içinden geçip yokuşu tırmanırken camları sıkıca kapatmayı ihmal etmezdik.

Bu bile yetmezdi­, dışardaki amonyağa, sülfüre, kükürte doymuş kirli havanın genzimizi yakmamasına.

Vadinin yamaçlarında, bezgin, soluk suretleriyle dizilmiş gecekondular olurdu. Buralardaki insanların nasıl olup da bu zehir bulutunun içinde yaşadıklarını düşünür, şaşardım.


Dilovası’ydı burası.

Emek ve sermaye arasındaki o muazzam çelişkiyi ifşa edercesine her türlü fabrikanın plansız, programsız olarak kendine bir yer bulduğu Kocaeli’nin sanayi vadisi.

Onur Hamzaoğlu’nu işte o yıllarda tanımıştım.

Üniversitede halk sağlığı uzmanı bir hocaydı.

2011 yılında Kocaeli’nin Dilovası ve Kandıra İlçelerinde Yaşayan Gebelerden Doğan Bebeklerde Ağır Metal Maruziyeti ve Büyüme Gelişme Durumu üzerine bir araştırma projesiyle dikkat çekmişti. Bölgede daha önce 1995-2004 yılları arasında 493 ölüm vakasının yüzde 32'sinin kanserden kaynaklı olduğunu kanıtlamıştı.

Türkiye ve dünya ortalamalarının çok üstünde bir orandı bu. Bebeklerin kanında, dışkılarında, daha ötesi emziren kadınların sütünde dahi ağır metallerin tehlikeli oranlara yükseldiğini belgeleriyle ortaya koymuştu.

Vardığı bütün bu çarpıcı sonuçları halkıyla paylaşmış, böylece ağır bir suç işlemişti!

Üç gün önce, gözümü açar açmaz Twitter’daki haber metinlerinde rastlamıştım ona.

Bir sabah vaktiydi; aydınlıktan önce çalmışlardı kapısını, fotoğrafından hemen tanımıştım.

Yüzünde kocaman gülümsemesi vardı.

* * *


Dilovası, dünyayı bir ahtapot gibi saran devasa tekellere bağlı şirketlerin, temizlik sektörü devlerinin, ağır sanayi tesislerinin bulunduğu bir yerdi.

Onur Hamzaoğlu, işte bu yerde, arının kovanına çomak sokmuştu!

Üniversitesi, hakkında soruşturma açmış, Kocaeli ve Dilovası belediye başkanları tarafından anında şikâyet edilmişti.

Oysaki o, hiçbir kişisel çıkarını, halk sağlığının önüne koymayan biriydi.

İlaç şirketlerine danışmanlık yaparak milyonlar kazanmak yerine, halkının sağlığına adamıştı kendini; bilime, insanlığa, öğrenci yetiştirmeye…

Davalar yıllar sürmüş, sonunda üniversitenin verdiği cezalar iptal edilmişti. Kocaeli Büyük Şehir Belediye başkanı ise Onur Hoca’nın bilimsel kimliğine hakaretten mahkûm olmaktan kendini kurtaramamıştı.

Belediye başkanına karşı açtığı tazminat........

© T24