We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘İdlib için yapılan anlaşma ile İdlib operasyonu tamamen rafa kalkmadı'

47 10 15
19.09.2018
© AFP 2018 / Mohamed al-Bakour

'Putin ve Erdoğan'ın İdlib anlaşması, sivil kayıplardan kaçınma amacı taşıyor'

Türkiye ile Rusya arasında İdlib'de silahlardan arındırılmış bir bölge oluşturulmasına ilişkin alınan karar, operasyonun daha ne kadar erteleneceği sorusunu akıllara getirirken Suriye krizinin çözümü konusunda bundan sonra Türkiye'yi, İdlib mutabakatı çerçevesinde ne gibi riskler bekliyor?

Gelişmeleri Marmara Üniversitesi'nden Doç. Dr. Barış Doster ile konuştuk.

‘İDLİB ANLAŞMASI, TÜRKİYE'NİN RUSYA'YA DAHA ÇOK YAKINLAŞTIĞINI ORTAYA KOYDU'

Barış Doster'e göre İdlib anlaşması, Türkiye ile Rusya'nın birbirine daha çok yakınlaştığını gösterdi. İdlib mutabakatının Türkiye'nin sorumluluklarını artıracağını söyleyen Doster, Türkiye'nin bundan sonraki adımlarını daha özenli atması gerektiğini belirtti. Doster, Türkiye'nin YPG-PYD'nin varlığını sonlandırma konusunda ABD ile müzakere edilmesi gerektiğinin altını çizdi:

© AA / Nikita Shvetsov

Rus vekil: Putin ve Erdoğan’ın görüşmesi İdlib’de barışçıl çözüm imkânı yaratıyor

"İki liderin bu yıl içinde 4. kez buluşması. Dünkü görüşmenin sadece kabaca 1.5 saat sürmesi ve mutabakat zaptının çıkması, Astana sürecinin ortakları Rusya ve İran ile bir türlü görüş birliğine varamamış olan Türkiye'nin en azından dün itibariyle pozisyonunun Rusya'ya daha da yakınlaştığını ortaya koyuyor. İdlib'te 12 gözlem noktası olan Türkiye bunları daha da tahkim etmeyi, Rusya ile beraber güvenlikte eşgüdümü üstlenmeyi vadediyor. Keza Türkiye oradaki radikal unsurları, cihatçı unsurları, selefi unsurları temizlemeyi etkisiz hale getirmeyi ve eğer mümkün olursa Putin'in de dikkat çektiği üzere silahlarıyla bölgeden uzaklaştırmayı vadediyor. Bu unsurların hem de ağır silahlarıyla beraber etkisiz hale getirilmesi ya da bölgeden dışarı atılmasında belli ki en fazla Türkiye taşın altına elini sokacak. Bu da Türkiye'nin o bağlamda hem yükümlülüklerini artırıyor hem de bundan sonra daha dikkatli daha özenli bir askeri siyasi hat izlemesini zorunlu kılıyor. İşin bir boyutu da şu: Putin ve Erdoğan'ın da dikkat çektikleri üzere iki ülke arasındaki ticaret hacmi son 7 ayda yüzde 34 artmış. Türkiye'ye gelen Rus turist sayısında ciddi bir artış var ki bu rakamın 6 milyonu bulacağı söyleniyor. Yine Putin iki ülke arasındaki enerji işbirliğine dikkat çekmiş; Akkuyu gibi, Türk Akımı gibi, Ruslardan ithal edilen doğalgaz gibi… Bunları bir paket olarak ele aldığımızda dünkü Soçi Zirvesi'nde umduğunu daha fazla bulan tarafın ve masadan eli daha kuvvetli olarak kalkan tarafın Rus tarafı oluğu görülüyor. Türk tarafının Fırat'ın doğusu konusunda haklı endişeleri, PKK-YPG-PYD terör örgütünün varlığını sonlandırma konusundaki endişeleri ve taleplerinde ise Rusya kadar hatta Rusya'dan çok daha fazla ABD ile müzakere edilmesi gerekiyor. Bizim ABD-Rusya arasında kurmaya çalıştığımız dengede ‘Münbiç'te bir tarafta olalım, İdlib'te öbür tarafta olalım, Fırat'ın doğusunda berisiyle müzakere edelim' şeklindeki taktiğin çok da işe yaramadığı görülüyor."

© AFP 2018 / GABRIELLE LURIE

ABD istihbaratı: Putin-Erdoğan görüşmesi, Suriye'deki çatışmanın çözümü açısından umut verici

‘İDLİB'TEKİ ILIMLI KİM, RADİKAL KİM?'

Doster, bölgede ılımlı ve radikal ayrımı yapılmasının gerçekçi bir yaklaşım olmadığını belirtti. Doster, Türkiye'nin müdahale edeceği radikallerin, süreç bittiğinde Türkiye'ye karşı herhangi bir saldırıda bulunma riskine değindi:

"Öncelikle şunu sormak lazım: Oradaki ılımlı kim, radikal kim? Ilımlıların sakallarını biraz daha fazla uzatarak radikal olduğu ya da radikallerin sakal boylarını biraz kısaltıp ılımlılaştığı şeklindeki tezlere kayılmıyorum. Ilımlı ve radikal ayrımı yapmak çok gerçekçi gelmiyor bana. Bizim ılımlı muhalif dediğimize ve yer yer işbirliği yaptığımıza Suriye rejimi nasıl bakıyor? Rejim onlara ne kadar güveniyor, bu bir diğer soru. Üçüncüsü, Türkiye'nin o cihatçı terörist unsurları etkisiz hale getirme konusunda daha büyük yükümlülüğü sırtında daha fazla ağırlık var. Peki o radikallerin yarın öbür gün Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları ile çatışmama garantisi var mı ya da o radikallerin yarın Türkiye içinde terörist eylemlere kalkışmama garantisi var mı? Sürecin sonunda eğer bu radikaller umulan sürede ve umulan ölçüde etkisiz hale........

© Sputnik Türkiye