We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

'Şirket Devlet'in yargısı böyle olur

20 27 33
14.06.2018

“Yargı bağımsızlığı” yasama, yürütme ve yargı organlarının, dinsel, siyasal, ekonomik ve toplumsal çıkar gruplarının etkisi altında kalmamayı; aynı zamanda da birey ve/veya toplum karşısında en ufak bir kuşkuyu taşımamayı nitelendirmekle birlikte sınıfsallıktan soyutlanamaz. Yanına “tarafsız”lığın eklenmesi de bu durumu değiştirmez. Bunu hep vurguluyoruz.

Bu vurgulamanın daha açık söylemi şudur: Kapitalist düzende yargı düzen içidir, bağımsızlığı ve tarafsızlığı da düzenle sınırlıdır. Hak ve özgürlüklerin güvencesi olarak duran hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı da aynı sınırlar içinde kalır; sınır ötesini zorlasa da düzen içinde kalır.

Anayasa Mahkemesinin ya da İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin kimi zaman verdiği cesur kararlara karşın bulundukları yer belli. OHAL hak ihlallerindeki suya sabuna karışmayan tavırları ise sınıfsallığın tam dışavurumu.

AKP’nin türbanlı yüksek yargıcının siyasi taraftarlığını, yüksek yargı başkanlarının çay toplama hevesini, yargıcın avukata saldırısını bu değerlendirme içinde okumak gerekir.

Devleti şirket gibi yönetmek yalnızca yönetmeyi yani yürütmeyi kapsayan nitelendirme değil. Devlet, yasamayı da içerir yargıyı da. Şirket devlet, yasamanın da şirketleştiği devlettir, yargının da… Yeni Anayasa’nın “anayasal hükümdarlık” rejimi yasamaya da egemen olmak için kurgulanmıştır yargıya da…

Düzenin adı “sömürü” ise devlet aygıtı ya karışarak ya da karışmayarak sömürü düzenine hizmet eder.

Neoliberalizmin işine geldiğinde “küçülmeli” dediği devlet, işine geldiğinde sermayeyi krizlerden kurtarmak için kolları sıvar. Düzenin “bağımsız ve tarafsız” dediği yargı da kimi zaman emeğin haklarını budayıp sermaye düzenini koruyarak kim zaman da karışmayarak düzenin selametine hizmet eder. Özgürlük, sermaye için vardır da emekçiler için yoktur. Bunun adına da adalet (!) denir.

Sömürü........

© soL