We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hilal’in çocuklarındandı

4 0 18
21.10.2017

“2004 yerel seçimlerinin yaklaştığı günlerden bir gün başkanın telefonu çalar. Telefonun diğer ucundaki iktidar partisi milletvekili eski bir dosttur. - Başkan bugün falanca arkadaşımızla (iktidar partisi üst düzey bir ismi) senin oraya geliyoruz, bir yemek ısmarla bize. Lütfi başkan ev sahipliğini yapmak üzere eski dostlarını belediye ye ait sosyal tesislere çağırır, hal-hatır-hasbihal derken yemeğin son bölümlerine doğru eski dostlardan biri sebebi ziyaretlerini açıklar; - Başkan malum seçimler yaklaşıyor, gel bizden aday ol yoksa seçilemezsin. Lütfi başkan da tereddüt yoktur, her zamanki babacan tavrı ile cevap verir teklife; - Vallahi Saadet Partili sade bir vatandaş olmayı başka partili belediye başkanı olmaya yeğlerim. Misafirlerden biri aralarındaki muhabbete de dayanarak bu cevap karşısında sitemkâr bir tavırla elindeki kaşığı masadaki tabağa vurur ve tam söze girecektir ki, Lütfi başkanın uyarısı ile bir şok daha yaşar;

- O tabak ümmete ait kırılırsa parasını alırım haberin olsun...”

Sosyal medyada paylaşılan Lütfi Kibiroğlu anılarından biri de budur. Bir anı, bir insanı bu kadar mı “tam” anlatır’a en uygun örnektir.

Güzel insan Lütfi Kibiroğlu’nun o güzel “anı”nı sayfamızda paylaşarak başlamak istedik borcumuzu ödemeye…

“Başkan, bize gel, seni bir daha belediye başkanı yapalım ya da seçtirelim.”

Teklif bu. Yıl 2004…

Kim yapıyor? Kandırmak isteyen kim? Yıl 2016 olduğunda, kandırmak isteyen, kandıranların yanında mı idi? Yoksa kandırıldık diye ağıta başlayanların mı?

Bu ayrıntılar bilinmelidir. Umarız rahmetli Kibiroğlu başkan, ısrar edenlerin haklılığına inanmış ve kaleme almıştır hatıratını… Olayın,tanıklarının konuşmasını beklemek diğer umudumuzdur.

Kanmayan insan, kandırılamayan insan, rahmetli Kibiroğlu’nu, onu o yapan partisinde kalmasını başkan olursam şartına bağlayan ve uygun olmadığı söylendiğinde de 28 Şubatçıların tezgahında renklendirilen partiye kapıcı, odacı yahut çaycı olacağım diyerek kurucu olan ve bugün orada çok makamlara oturduktan sonra çıkacak sokak bulamayan politika esnaflarıyla mukayese ettirmek gibi bir niyetimiz yok. Zira gömlekli insanları, gömleksiz insanlarla kıyaslamak necip milletin evlatlarının yapacaklarından değildir.

Lütfi Kibiroğlu Akşehirli idi. Nasreddin Hoca’nın çocuklarından… Ondan nakledilen anılardaki nükteler hep Hoca Nasreddin imzalıdır, mecburen.

Hal böyle ise ve sizler de katılıyorsanız o kokuya, rahmetli Kibiroğlu ağabeyi Nasreddin Hoca üstünden de anlatabiliriz.

Nasreddin Hoca’mızın en eğitici fıkralarındandır, Sivrihisar’da yaşadığı. Ramazanlarımızın nasıl başlayacağı gerçeğini en yalın anlatan…

Nasreddin Hoca Sivrihisar’a gelmiştir. Bazı insanların öbekler oluşturup, ellerini de gözlerine siper ederek semaya baktıklarını görür.

Nasreddin Hoca meraklı bir hocadır. Durur ve sorar:

“Bu insanlar nereye bakıyorlar?”

Soruyu alan Sivrihisarlı, Nasreddin Hoca’mızı tanımadığından, Hoca Sarığın var, sakalın var, Ramazan hilalinin gözlendiğini bilmiyor musun, yoksa burada da bir fıkra mı üreteceksin? Sivrihisar, Akşehir kadar büyüktür, bunu biliyorsun değil mi, gibi şeyler söylemez. Cevabı doğrudan verir.

“Hilali görmeye çalışıyorlar!”

Hedefin hilali görmek olması Allah Allah dedirtir Nasreddin Hoca’mıza. Allah, Allah!

“Bizim Akşehir’de bunun sini gibisi olur da kimse dönüp bakmaz!”

Niye mi hatırlattık bu Nasreddin Hoca fıkrasını, hemşehrisi rahmetli Kibiroğlu ağabeyi anlatırken? Merak etmeyin gerekçemizde haklıyız.

Hani diyorlar ya… Rahmetli olan her insanımıza üzüldüğümüzü gördüklerinde de dediler ve diyorlar.

“0,7 gibi bir oy rakamınız seçim kurullarında kayıtlı iken, siz hala neyi umut ediyorsunuz?”

O 0,7 diye anlatılan Saadet Partililerin, Sivrihisarlılar gibi “Hilal”i gözlediklerini, “Hilal”i istediklerini, “Hilal” geldiğinde kurtuluş günlerinin, af ve mağfiret günlerinin başlayacağının şuurunda olmalarını anlamıyorlar yahut kapasiteleri yetmiyor.

Gözlenen “Hilal” doğacaktır. İktidar partililerin ikramı bir makam da oturmaktansa, Hilal’i gözleyen Saadet Partili sade insanlarla olmayı tercih eden Kibiroğlu merhum, işte bunu anlatıyordu.

Haklarını yemeyelim, bu noktada iktidar partisinin kalemcileri, köşecileri, katipleri şöyle bir soruyu sorabilirler bize.

“Sivrihisar’da gözlenen Hilal, Saadet Partisi ’nin simgesi ise, Akşehir’deki sini gibi ay da iktidar partisini mi işaret etmektedir.”

Olabilir, deriz. Bizce hiç mahsuru yok. Eğer siz uygun görüyorsanız. Sonra da örneklerinin yanlışlığını ispatlarız onlara.

Nasreddin Hoca ne demişti? Akşehir’deki sini gibi ay için?

“Kimse dönüp bakmıyor!”

Bir umutları, bir gelecek beklentileri yoksa, niçin baksınlar?

Dahası,........

© Milli Gazete

Yorum yap

yorumunuz...


küfür, argo, hakaret içeren yorumlar silinir 0/350

Yorum yap