We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yeniler ve Yenilikçiler

3 1 123
19.11.2017

Ustalarımız durur iken bana laf düşer mi bilemiyorum, ama yine de aflarına sığınarak halk müziğine dair birkaç cümle kurmak istiyorum. ‘Sürçü lisan’ eder isem af etmeyin ki, bir daha etmeyeyim.

Türkü tınıları ile karıştırılmış Arap tadındaki bir garip müzik türünün yayılmasına ses çıkarmayan bazı müzik otoriterleri, yıllarca bağlamayı ‘üç telli tıngırtı’ benzetmesi ile önemsizleştirip, türkülerin ve bağlamanın ana kentlerde küçümsenmesine ve hatta yıllarca varoşların haricinde yok sayılmasına neden oldular. Türküleri armonik zenginliğe taşıması gereken o müzik adamları, çok bilmenin değil, tam bilmenin esas olduğunu fark edemediklerinden, halk müziğinin seksenli yıllara kadar dar bir alana sıkışıp kalmasına göz yumdular.

Halk Müziğine yetmişli yıllardan itibaren yadsınamaz bir can katan Arif Sağ, Musa Eroğlu, Yavuz Top gibi ustalar, hem bağlamanın standart ölçülere kavuşmasına öncülük ettiler hem çağdaş yorumlama geleneğinin yaygınlaşmasına örnek oldular hem de gençlere bağlama sevgisini aşılayarak, halk müziğini canlı tutacak bir gönüllüler ordusu yetiştirdiler. İşte bu gönüllüler ordusuna katılanlarla onların izlediği yolu sürüp gelenlerin içinde, geçmişte olduğu gibi günümüzde de yenilik adına zararlı işler yapanlar oldu, yapmaya aday olanlar da çıkacaktır mutlaka. Sözüm de bu adaylara olacak zaten. İyi işler yapanları tenzih ediyorum.

Akademik eğitimle kazanılan bilgileri, yüreklerindeki coşkuyla harmanlayan yeni müzisyen adayları, halk müziğine katacakları yeniliklerin hayallerini kurarlar sürekli. Rastladıkları arkadaşlarına anlatırlar projelerini. Heyecanlı ve coşkulu olurlar. Yadırganacak bir durum değildir ve olması gereken de budur zaten. Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de gelecekte de her sanat dalının yenileri ve yenilikçileri olacaktır elbette. Ancak halk müziğini üretenlerle tüketenler arasında ki kopukluk ve doku uyuşmazlığı hep gözden kaçırılmıştır. O nedenle yenilere ve yenilikçilere birkaç cümle yazma gereği duydum.

Halk müziğinin doğduğu yer köydür, üreten köylüdür, tüketen ise çoğunlukla şehirlidir. Köylünün kendi elleriyle ürettiği çalgı aletinin tınılarıyla, standart ölçülere kavuşmuş olan şehir yapımı sazların tınıları aynı değildir. Yöresel ağız farklılıklarından, şiveden, coğrafi yapıdan, iklim koşullarından, yakın çevre etkileşimlerinden doğan ritim ve melodi farklılıkları da öyledir. Hep akılda tutulması gereken yadsınamaz ayrıntılardır bunlar. Daha da çoğaltmak mümkündür bu örnekleri.

Basit gibi görünen bu ayrıntıyı dikkate almadan yenilik yapmayı tasarlayan bazı yenilerin sayıları çok az olsa da, işte o çok az olanların açtığı ya da açacağı yaraları sarmak için tüketilen enerji, özle bağların zayıflamasına sebep olmaktadır. O nedenle uzun ve çetin bir yola gireceklerini, bu yolda meçhul sapaklarla tehlikeli dönemeçlerin olduğunu, çok az sandığımız bazı yenilikçiler gözden kaçırmamalıdır. Çünkü bu unsurları göz ardı edecek olduklarında, gidilecek yol zora sokulur, yozlaşmaya ortak olunur, derin bir hayal kırıklığı yaşanır ki, hepsi de vebal gibi ağırdır, biri yeniye, diğeri halk müziğine zarar verir.

Yeniler ve yenilikçiler yola koyulmadan önce, halk müziğinin üretim koşullarını, üretenleri, taşıyanları, icra edenleri ve nesillere aktaranları iyi tanımlayıp, aralarındaki farkları ayırt etmek zorundadırlar. Türkü diyenlerin ne hissettiklerini, niye bu Türküleri dediklerini, nasıl ve nelerle dillendirdiklerini, nerelerden beslendiklerini iyi algılamak istiyorlarsa, genellikle sarp yollarla ulaşılan köylere ve orada yaşayan ve neredeyse tükenmekte olan Âşıklara, Zakirlere, ağıtçılara, çalgıcılara gitmelidirler. Yola çıkmadan önce iyi bir hazırlık yapılmaz da, bazı şeyler gözden kaçırılırsa, daha yolun başındayken ağır bir yorgunluk çöker. Yorgunluğa sebep olan ana nedenler ise, gözden kaçırılanların içinde gizlidir. Özellikle yeterli enerjiyle yol için gerekli azık ihmal edilir ise, tıpkı kerpiç duvar üzerine kat çıkmış gibi olurlar. Halk müziğini, kerpiç duvar üzerine çıkılmış katlarda ikamet ettirmemek adına bu yol bilinçli yürünmelidir.

Rehbersiz yürünen yollar çok eziyetli olur. Hele de bu yol halk müziğine giden yol ise, daha da çetin geçer yolculuk. Eğitim ve öğrenim sürecinde detaylı araştırmalarla bir yol haritası........

© Komplike Dergi

Yorum yap

yorumunuz...


küfür, argo, hakaret içeren yorumlar silinir 0/350

Yorum yap