We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Savaşın fabrika ayarları

776 181 823
13.02.2018
Kriz yedinci yılını doldururken değişen şey vekil örgütlerle yürütülen savaşta asillerin de sahaya doğrudan girmesi oldu. ABD, IŞİD’le mücadele adı altında Fırat’ın doğusunda çok sayıda yerde üslendi. Türkiye, Cerablus-El Bab-Azez cebinden sonra PYD-YPG’yi bitirme adına Afrin’e girmiş durumda. Ayrıca ‘gerilimi düşürme bölgeleri’ oluşturma planı çerçevesinde İdlib’de Suriye ordusu ile silahlı güçler arasına girme çabası içinde.

Suriye’deki savaş yeni enstrümanlarla dallanıp budaklansa da aslında her şey aşağı yukarı aktörlerin başlangıçtaki temel motivasyonlarına uygun gelişiyor. ABD ve İsrail açısından asıl amaç İran ve Rusya’nın Arap dünyasındaki yegâne müttefiki Suriye’nin belinin kırılmasıydı; Hamas, Hizbullah ve diğer direniş örgütlerine destek veremeyecek hale sokulmasıydı. ABD’nin IŞİD’e karşı Kürtlerle kurduğu ortaklık bu temel hedeften sapıldığı anlamına gelmiyor.

Rusya için öncelik onlarca yıldır üs edindiği bir müttefikin korunması ve ABD’nin Ortadoğu’ya tek taraflı düzen verme heveslerinin önlenmesiydi.

İran için ‘Direniş Ekseni’nin çökmemesiydi.

Komşuda tezgâhlanan silahlı isyan için sıçrama tahtası olan Türkiye ise yeniden Osmanlı fesini kafasını oturtmanın derdindeydi. Tabii Şam’ın efendisi olmayı düşlerken “Kürtler gün yüzü görmesin” önermesine yaslanan politika, sonradan Suriye’de gündemin ilk sırasına otursa da başından beri vardı.

Hangi grupların destekleneceği konusunda aralarında kavga olsa da Körfez ülkelerinin derdi de Arap Birliği’nde ayrıksı duran, bölgede istenmeyen örgütleri destekleyen ve İran’ın bölgesel nüfuzuna imkân veren Suriye rejiminin yıkılması ve uyumlu bir iktidarın oluşturulmasıydı.

Kriz yedinci yılını doldururken bu temel veriler üzerinde değişen şey vekil örgütlerle yürütülen savaşta asillerin de sahaya doğrudan girmesi oldu.

ABD, IŞİD’le mücadele adı altında Fırat’ın doğusunda çok sayıda yerde üslendi.

Türkiye, Cerablus-El Bab-Azez cebinden sonra PYD-YPG’yi bitirme adına Afrin’e girmiş durumda. Ayrıca ‘gerilimi düşürme bölgeleri’ oluşturma planı çerçevesinde İdlib’de Suriye ordusu ile silahlı güçler arasına girme çabası içinde.

Altı yıldır Suriye ordusunun sınır hatlarına doğru operasyonlarının önünü kesecek ve Nusra Cephesi başta olmak üzere silahlı gruplara kalkan olacak şekilde Suriye’yi defalarca vuran İsrail’in yeni bahanesi ‘İran’ın askeri yayılması’. Donald Trump’la birlikte Amerikan yönetimi de rejim değiştirme hedefini bazı ayarlamalarla güncellerken İran’ı önlemeyi öncelikli hedef olarak tayin etti. Bu, aynı zamanda Amerikan varlığını ve süreçlere etki etme kapasitesini sürdürmeye matuf bir gerekçe.

Elbette ABD’nin durumundan farklı olarak Rusya ve İran’ın Suriye’deki savaşa müdahil olması Suriye’nin davet ve onayına tabi. Bununla birlikte İran’ın Irak, Suriye ve Lübnan’a kadar geniş bir alanda ABD ve İsrail’in hesaplarını bozacak şekilde müdahale imkanlarına kavuştuğu da bir realite. Bu da Tel Aviv ve Washington için alarm nedeni. Bakınız Irak’ta Asaib Ehl’ül Hak gibi IŞİD’le savaşta güç kazanan Haşd el Şaabi unsurları Amerikan güçlerine “Ülkeden defolun yoksa sıradaki savaşımız sizinle olacak” diyecek noktaya geldi.

Bu temel çerçeve üzerinden 10 Şubat’ta İsrail ile Suriye arasındaki atışmanın ne anlama geldiğine bakabiliriz. İsrail, İran’a ait olduğunu iddia ettiği bir insansız hava aracını Golan civarında vurduktan sonra sınırdan 300 km ötede Humus’un doğusundaki T-4 üssünü bombaladı. Bunun karşılığında Suriye hava savunma sistemi bir İsrail jetini düşürdü. İsrail de farklı hedefleri bombalayarak intikamını aldı. İsrail’in hedef aldığı insansız hava aracı........

© Gazete Duvar